📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dijital ve elektronik teknolojiler giderek insanın kullanabileceği veya kullanamayacağı araçlar olmaktan çıkmaktadır. Pek çok insan için bu teknolojiler, artık "Ceptelefonum olmadan ben kimim?" felsefesine sahip oldukları için kimliklerinin ve öz deneyimlerinin bir parçası haline gelmiştir.
Çoğu insan bir şeyleri aklında tutabilme, bir şeye konsantre olabilme, kendi düşüncelerini ve hayallerini geliştirme veya bir şey hakkında kendi başına düşünüp taşınma gibi düşünsel güçlerinin kaybolmaması için alıştırma yapmaları gerektiğinin bilincinde değildir. Çaba sarf etmek veya "dikkatli" olmak yerine, başkalarının hayal ettiği, düşündüğü şeylere veya "insanın aklını başından alan" ve dikkati dağıtan şeylere yönelmek çok daha caziptir.
Fromm kitabın merkezine şu soruyu koyar:
Modern insan gerçekten yaşamı mı seviyor, yoksa yalnızca hayatta kalmayı mı?
Burada Fromm’un meşhur karşıtlığı devreye girer: Biyofili (yaşam sevgisi), Nekrofili (ölü olana, mekanik olana, donuk olana yönelim).
Fromm’a göre modern toplum, görünüşte “ilerlemiş” olsa da, insanı canlılıktan koparan, duygusal derinliği azaltan, insanı nesneleştiren bir nekrofilik yönelim üretmektedir. Fromm özellikle teknik aklın egemenliği üzerinde durur. İnsan artık: “nasıl yapılır?”ı biliyor, ama “niçin yaşanır?” sorusunu unutuyor. Bu bağlamda kitap, teknoloji karşıtı değil, teknolojinin insan ruhunun yerine geçmesine karşıdır. İnsan: verimli, düzenli, işlevsel ama aynı zamanda duygusal olarak yoksullaşmıştır. Bu yönüyle eser , Byung-Chul Han’ın performans toplumu, yorgunluk toplumu eleştirilerinin öncülü gibi okunabilir.