Duyusal hazlar karşısında zihin, sanki yüce iyiye hakikaten ulaşılmış gibi büyülenip, uyuşur, öyle ki başka bir şey düşünemez hale gelir, böyle bir haz karşılandığında bunu aşırı bir melankoli izler ve zihin büyülenmek yerine alt üst olup, körleşir.
Şöhret karşısında ise zihin kendini daha da çok kaptırır zira şöhretin her zaman başlı başına iyi olduğu ve bütün eylemlerin yöneldiği nihai amaç olduğu düşünülür. Dahası, zenginlik ve şöhrete ulaşıldığında, bunu, duyusal hazlarda olduğu gibi bir pişmanlık takip etmez, daha fazla elde ettikçe aldığımız keyif daha da artar ve bunun sonucunda hem şöhret hem de zenginliği daha da arttırmaya kışkırtılırız; diğer yandan, eğer ümitlerimiz boşa çıkarsa, en derin hüzne gömülürüz.
Şöhretin bir handikabı daha var: ateşli takipçilerini hayat-larını diğer insanlara göre düzenlemeye, onların kaçındıkları şeylerden kaçınıp, onların arzuladıkları şeyi arzulamaya zorlar.