"Bazı şeyler," dedi ihtiyar adam sesinin tonunu değiştirmeden, "soru sormana gerek duymadan kendilerini sana anlatırlar; lakin kendilerince, kendi keyiflerince, uygun gördükleri zamanda ve usulde… Düz siyah saçlarını omuzlarına salan esmer kız ya da netteki sevgili; aradığın aşkın hangisinde olduğunu yahut aşkın böyle bir şey olup olmadığını ruhun sana anlatacak. An itibarıyla ruhun şu hercümerç olmuş kuru kalabalık gibidir; küçük bir tazyikle dağılıveriyor. Ama vakti geldiğinde ve aşkın ne olduğunu anladığında yıkılmaz bir kale duvarına dönüşecek. İşte o zaman lanet okuyup durduğun mahallene de, nefret ettiğin babana da, her sabah üşenerek gittiğin işine de ve hatta aksadıkça içini yakan sakat bacağına da bakışın değişecek." (Dördüncü Pazar/Arifzade)