1950 yılında yazılmış bir kitap düşünün. İnsanların ekranlar karşısında kilitlendiği, hayatın hızla aktığı, kitap okumanın ve kitap bulundurmanın suç olduğu ve insanların düşünmeye vaktinin olmadığı bir dünya...
Aslında bakarsak günümüz dünyasıyla pek de farklı değil sanki? Tek fark günümüzde kitap okumak henüz yasaklanmadı diyebiliriz. Çünkü günümüz dünyasında da insanlar ekranların karşısında saatlerce harcayıp, düşünmek için zaman ayırmıyorlar. Düşünmek için ayırdıkları zamanda ise, ekrana baktığı saatlerde beynine empoze edilmiş olan konular hakkında düşünüyorlar ya da öyle zannediyorlar. Farklı düşüncelerden arındırılmış, herkesin aynı doğrulara inandığı bir topluma doğru evriliyoruz. Şuan elbette kitapta yazılanlar kadar karamsar bir dünyada değiliz ama o duruma da gelmeyiz diyemiyoruz.
Farklı düşüncelerin önüne geçmek için kitapları yasakla ve yak, böylelikle insanların düşünme yetisini körelt. Diğer bir taraftan eğitim sisteminde ve ekranlarda vermek istediğini ver. Sonuç; düşünmekten aciz, fabrikada üretilmiş gibi birbirine benzer insanlardan oluşan bir toplum. Henüz kitapta yazdığı kadar olmasa da o dünyaya çok uzak değilmişiz galiba!
O yüzden "okumak ve ne olursa olsun düşünmek" gerekli!!
Aldous Huxley, Amerika'ya yolculuğu sırasında geminin kütüphanesinde Henry Ford'un "Yaşamım ve Yapıtım" adlı kitabıyla karşılaşır ve okur. Yolculuk sonunda San Fransisco'ya indiğinde, kitapta yer alan ilkelerle karşılaştığı manzaraların kusursuz bir uyum içinde olduğunu fark eder. Sonrasında ise tek bir dünya devletinin yer aldığı, toplumun kusursuz bir düzen içinde istikrar sağladığı, tüm insanların mutlu ve yalnız olmadığı bir dünya düzeninin olduğu Cesur Yeni Dünya'yı yazar...
Peki böyle bir dünya düzeni olmasını ister miyiz? İnsanlara "ideal dünya düzeni sizce nasıl olmalıdır?" diye sorsak muhtemelen alacağımız cevaplar; "Herkesin mutlu olduğu, huzur içinde yaşadığı, birincil ve ikincil ihtiyaçlarının karşılandığı ve bu refah düzeyinin sürdürülebilir bir istikrar doğrultusunda devam ettiği bir dünya düzenidir." anafikrinin etrafında olacaktır.
Ancak gerçekten böyle olması yeterli midir? Kitabımızda insanlar mutlu, huzurlu, refah içerisindedir. Ek olarak inançları ve toplumun tabuları da insanların daha mutlu olacağı düşünülerek, bu doğrultuda değiştirilmiştir. Ama her şeyin dört dörtlük göründüğü bu dünya düzeninde insanların mutluluğu bilebilmesi için mutsuzluğu da bilmesi gerektiği görülmüştür. "Ben keyif aramıyorum. Tehlike istiyorum, günah istiyorum." diyen kahramanımızın bu sözleri de insanın olumsuz gördüğü bu hisleri hissetmesinin, insan olarak hissedebilmenin bir gerekliliği olduğunu destekler niteliktedir.
Kısacası robotlaşmış, her şeyin elinin altında olduğu ve hep mutlu olunan bir dünya yerine; olumlu ya da olumsuz olarak nitelendirdiğimiz tüm hisleri özgürce hissedebildiğimiz bir dünyada yaşamak, insanların insanlığını yaşayabilmesi için daha yerinde olacaktır...
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma