Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa,tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.Halbuki ne şeytanı azizim,ne şeytanı?Bu bizim gururumuzun,salaklığımızın uydurması…İçimizde şeytan yok.İçimizde aciz var…İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyatı var….Hiçbir sey üzerinde düşünmeye,hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare idaremizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Yaratmak yoktan var etmektir. En aklımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo etti bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret.
Bugünlerde başımıza musallat olan Corona virüsten dolayı bana göre bu kitapta en güzel söz :Sağlığı olanın umudu,umudu olanında her şeyi var demektir.Çok anlamlı bir söz bence değerli arkadaşlar öncelikle bu süreçte sağlığımızı koruyalım.Gerisi kendiliğinden gelir.Ayrıca Hz. Lokman'ın şu güzel sözlerini de sizinle paylaşmak isterim:Dört yerde şu dört şeyi korumak ,2 şeyi unutmamak,2 şeyi de unutmak gerek.Korunacak şeyler: Namazda gönül,halk içinde dil,yemekte boğaz,el evinde göz.Unutulmayacak şeyler: Allah'ın büyüklüğü, ölüm.Unutulması gerekenlerde birine ettiğin iyiliği ,kötülüğü unutmak gerek.