Yaşamak, köleliktir; zamanın ve mekânın kuşatmasını veri almaktır, özgürlüksüzlüğün kabulüdür. İnsan, doğmuş olmanın azabını, hayatın köleliğini kabul ile tanrılaşma isteği arasında gidip gelerek teskin etmeye çalışır. İnsan olmak tanrı da olmaktır; simgeler yaratıcısı insan, tanrılarını –Ethika’yı ve Estetika’yı– yaratırken, eşzamanlı olarak, köleliğinin toplumsal kurumlarını –iktisadı, dini, politikayı...– da yaratmış, köleliğine kölelik katmış, sonra, tanrılarıyla birlikte kendini de öldürmüştür.