Muhammet Ali ATİCİEL

Muhammet Ali ATİCİEL
@Muhammedt72
(م~ع)
-Benim fikrimi tahriş eden birşey var: Biz günahımıza karşı cezaya müstahak olduk, 'ceza' dediler, bizi vatanımız dan sürgün ettiler. Bu makul, buna benim de aklım erer. Fakat nafakası benim üzerimde olan ailem vardı, şimdi benim yüzümden onlar aç kaldı, onlan günahları nedir? Onlar hakkında bu zulüm ve gadr değil mi?! Onlar diri diri öksüz oldular, zannederim bu adalete uygun değildir. Katorjenin [mahkumun] bu sözleri hoşuma gitti, dedim ki: -Bu hususta ne gibi fikriniz var? Nasıl olsaydı adalete daha uygun olurdu?.. -Bence memleketinden sürgün suçlu için ceza değildir, suçlu her ne kadar ayrılık eleminden bir miktar kederlense bile, buraya gelip de yerleştiği vakit o da hatırından gider. Ama suçlunun ailesi için bu büyük bir cezadır. Zaten hükümetlerin maksatlan sakinleri az olan müstemlekeleri doldurmaktır. Zaten sürgün cezası bulunan devletlerde suç çok olur, bu da tab'an malum ve sabit bir şeydir. Bence (suçlu için) ağır cezalar tayin etmeli, (fakat) ailesinin nafakasını temin ettirmek şartıyla. Benim üç yaşında, beş yaşında çocuklarım kaldı, o çocuklara mürebbi yok, dolayısıyla tahsil göremeyecekler. Ben bir serseri idim, fakat kendi halimden memnun değildim. Elbette hiç olmazsa çocuklarım benim gibi olmasın diye ne yapar yapar ben onları mektebe verirdim. Şimdi ben sürgün oldum, ama benim yerime üç serseri yetişecek. Zaten burada suçluların seneden-seneye artmakta olması da ondandır. İşte bu adamın sözleri benim dikkatimi çekmişti, fakat o arada zaptiye geldi, bizi konuşmaktan menetti.
Sayfa 172 - İşaret·Kitabı okudu
Reklam
Puan vermedi·176 syf.·
6 günde okudu
·
2022 30. kitabı
Kolektif
0/10 · 2 okunma
Puan vermedi·168 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2022 18:08
·
2022 29. kitabı
Sabahattin Ali
7.3/10 · 55,9bin okunma
Ormana girince reis durdu ve on adım kadar ileride, geniş gövdeli baobap ağaçlarının altındaki karaltıyı gösterdi: "İşte!.." Dikkatle baktılar ve dinlediler. Gölge hiç kımıldamadan, büyük bir maharetle aynı parçayı çalıyordu. Sesler, birbirine giren yaprakları titreterek dağılırken Ingiliz seyyah: "Bu adamın ne olması mümkündür?" diye söylendi. Fransız seyyah: "Bir sanatkâr..." dedi, "Ümidi kırılmış bir sanatkâr... Hakiki sanatın takdir edilmediğini görerek insanlardan kaçan bir talihsiz." Rus: "Hayır, bu belki cemiyetin haksızlıklarından kurtulmak için buraya gelen birisi ki, sanatı kendisine teselli vasıtası yapmış..." diye mütalaasını yürüttü. Alman: "Bana kalırsa" diye fikrini söyledi, "bu geniş arazide rahat ve dertsiz yaşamayı, bu basit refahı, medeniyet dünyasının didişmelerine tercih eden bir akıllı." "Zannediyorum ki" dedi Ingiliz, "vahşilerin hüküm darlığını eline geçirmek için kendisine göre bir plan yapan onu sabırla tatbik eden bir açıkgözdür bu ve belki de tehlikelidir."
Sayfa 51 - Terapi kitap·Kitabı okudu

Muhammet Ali ATİCİEL

, bir kitabı yarım bıraktı
%35 (216/608 syf.)
İsmail Hakkı Aksoyak
0/10 · 17 okunma
Reklam