Herkesin sahip olabileceği şeyler, insanlar için ortak değerlerdir. Ancak manevî iyilikler, kişinin kendisine ait ve özeldir. Ortak değerlerin kaybı için değil, kişinin manevî değerleri için üzülmek mazur görülebilir.
Ruhsal acıdan sevilen ve sevilmeyen şeyler, insan fıtratının ayrılmaz bir parçası değildir. Bu tür davranışlar tamamen alışkanlıklara ve genel olarak da uygulanmasına bağlıdır. Demek ki, görüp anladığımız şeylerle sevinmenin ve kaybedilenlerle de yaşanılan üzüntüden tesellisi bulmanın yolu alışkanlıkların yönünü değiştirmektir.