Belki de sevdiklerinizi düşünüyorsunuzdur. Daha derinine inin, aslında onları sevmediğinizi göreceksiniz: sevdiğiniz şey, sevmeniz sizde yarattığı hoş duygular! Arzuyu seversiniz, arzulananı değil.
Ama aramızda önemli bir fark var. Ben sizin için felsefe yaptığımı söylemiyorum doktor; oysa siz, sizi motive eden şeyin bana yardım etmek, agrımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz. Bu türden iddiaların insan motivasyonuyla hiçbir ilgisi yoktur. Tüm bunlar dini, propaganda yoluyla hünerle işlenen kölelik mantığının bir parçasıdır. Güdülerinizi daha derinlerde arayın! Hiç kimsenin tamamen başkaları için asla bir şey yapmadığını anlayacaksınız. Tüm eylemler kişinin kendisine yöneliktir, tüm hizmetler kendisine hizmettir, tüm sevgiler kendisine olan sevgidir.
Araştırma ve bilim inançsızlıkla başlar. Ama inançsızlık doğası gereği streslidir!Sadece güçlü kişiler bunu kaldırabilir. Bir düşünür için gerçek soru nedir biliyor musunuz? Hiç duraksamadan cevabını verdi.Gerçek soru “,ne kadar gerçeğe katlanabileceğimizdir. Stresi hayatlarından uzaklaştırmak ve sakin bir hayat sürmek isteyen hastalarınıza göre bir uğraş değil bu.
Hastalığım beni aynı zamanda ölüm gerçeğiyle tanıştırdı. Beni genç yaşlarda öldürecek,tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa kapıldığımı düşünmüştüm bir süre.Ani bir ölümün kıyıda beklemesi büyük nimet:hiç dinlemeden çalıştım çünkü yazmam gerekenleri bitirmeden öleceğimden korkuyordum.Sonu felaketse
bir sanat eseri daha da büyümez mi? Ağzımda kendi ölümümün tadının olması bana bakış açısı ve cesaret kazandırdı. Bu kendim olma cesaretiydi önemli olan da bu zaten. Ben bir Profesör müyüm? Bir filolog ya da filozof? Kimin umrunda ?