“Karşısındakine sabit gözlerle bakarak derin bir nefes aldı. Bir kompartmanda oturan ve birbirinin dilini bilmeyen iki insan gibi yavaş yavaş ve çekingen tebessümlerle anlaşmaya çalışıyorlardı.”
üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız firsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarina kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.