Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.
İnsanların yalnızca onda birinin yüksek eğitim aldığı, geriye kalan onda dokuzunun bu azınlığa bir malzeme, araç olarak hizmet etmek durumunda kaldığı ve kendi karanlığına gömüldüğü düşüncesini hiçbir zaman anlayamadım.