Düşünsenize! Hem ölümlüler, hem de o değerli ve sınırlı vakitlerinin bir kısmını okumaya ayırmak zorundalar.
İlkel bir tür olmalarına şaşmamak gerek aslında. Bir bilgi birikimine ulaşmalarına yetecek kadar kitap okuyup bu bilgiyle istediklerini yapabilecek duruma geldiklerinde ölüveriyorlar ne de olsa.
İnsanlığımı Yitirirken romanında yazar, kendi zaaflarına yenik düşen ve her seferinde yanlış yollara sürüklenen bir karakterin trajedisini ele alır. Etrafında kendisine yardım etmeye çalışan pek çok insan bulunmasına rağmen, başkahraman Yozo; arzularına ket vuramaması ve yaşamın anlamını bulamaması nedeniyle derin varoluşsal sancılar çeker. Bu boşluğu doldurmak ve zihnindeki karmaşadan uzaklaşmak için de her fırsatta alkolün uyuşturucu etkisine sığınır.
Yazarın babasıyla olan ilişkisi, metnin temel çatışmalarından birini oluşturur. Baba figürü her ne kadar yardımsever görünse de, yazarın perspektifinden bakıldığında onu duygusal bir yalnızlığa terk etmiştir. Ancak tüm suçu babaya yüklemek eksik bir yaklaşım olacaktır. Yazarın anlam arayışında kendi zaaflarına teslim olması ve uzatılan yardım ellerini geri çevirmesi, onu bu kaçınılmaz sona sürükleyen asıl etkenlerdir.
Maskeler ve İçsel Çöküş
Karakterin çocukluğundan itibaren sığındığı "herkesi güldürme ve ön planda olma" çabası, aslında iç dünyasındaki karmaşayı gizlemek için kullandığı bir maskedir. Çevresindekiler onun bu "soytarılıklarını" samimi bir neşe sanıp mutlu olsalar da, bu durum yazarın içindeki yabancılaşmayı daha da derinleştirmiştir. Sonuç olarak, girdiği her yolda daha derine batan ve kendi benliğini bulamayan yazar için intihar, bu çalkantılı hayattan kurtulmanın tek yolu haline gelmiştir.