Mulan Kindera

Mulan Kindera
@Mulankindera
Erich Fromm'un son yapıtlarından birinde, insanda iki ayrı tür saldırganlıktan sözetmiş olması sanırım beni çözüme götüren bir diğer önemli etmen oldu; Fromm'a göre, insanlar ve hayvanlar yaşamlarını sürdürebilmek için içgüdüsel olarak savaşırlar. Fromm bunu gerekli ve za­rarsız saldırganlık türü olarak kabul eder. Öte yândan, yalnızca insanda varolan ve yıkma bozma isteğinden başka hiçbir amacı olmayan, yaşamı yoketme eğilimiyse zararlı saldırganlık türüdür. İlkel insanlar arasındaki savaşların kansız olduğunu belirten Fromm, zararlı saldırganlığın, toplumların insanı kendisini gerçekleştirmekten engelle­mesi sonucu ortaya çıktığı görüşünü savunur.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayan­ları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler!Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir bi­çimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumlu­luğunu, bir başka deyişle, yaşamına anlam katma sorum­luluğunu içerir. Sorumluluğunu üsltenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!
Psikoloji
Pek çok insan diğer insanlara ve onların sevgisine sa­hip olma eğilimindedir. Oysa ilişki ya da sevgi yaşayan bir süreçtir, nesne değil. Dolayısıyla sevgi, beraberliğe ya­şam katabilmeyi ve canlılığını arttırabilmeyi içerir. Sev­giye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığı anda boşluğa düşer ve sahip olabilece­ği yeni şeyler arar. Yaşayan süreçlere sahip olmak iste­menin o süreci yokettiğini göremediği için de bu böylece sürer gider.
Psikoloji
Kendisine ayrılan zamanın sınırlı olduğunun ve bir gün yaşamanın sona ereceğinin bilincinde olmak, insanı anlamlı yaşayıp yaşamadığı konusunda kaygılandırır.
Psikoloji
Bebeklikten çocukluğa geçildikçe çocuğun annesiyle olan yakınlığının yoğunluğu giderek azalır ve çocuk, an­nesinin dışındaki dünyayla da ilişki kurmaya başlar. An­cak eğer annenin sıcak yakınlığı, çocuk dış dünyayla iliş­kiye geçmeye gereğince hazır olmadan kesilirse ortaya ciddi sorunlar çıkabilir. Böyle bir çocukta, sevginin nasıl olsa sürekli olmayacağı önyargısıyla, diğer insanlarla ya­kınlık kurma korkusu gelişebilir. îçinde yaşadığımız kül­tür yetişkinlerin birbirine sevecen davranmasına zaten elverişli olmadığından ve dolayısıyla durumun sonradan onarılmasını sağlayabilecek bir ortam da bulunmadığın­dan, sonunda çevresinden soyutlanmış, içine dönük ve sevgi verilse de alamayan bir yetişkin karakteri oluşur.
Psikoloji