Mulan Kindera

Mulan Kindera
@Mulankindera
... oldukça yaygın bir biçimde gözlemlenen bir olgu da, kendi zamanının yönetim sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenememiş olmaktır. Ne var ki, eyleme geçmeyi erteler­ken organizmanın kullandığı enerji, eyleme geçmiş olsaydı kullanmış olacağı enerjiden çok daha fazla olduğu gibi, kişinin kçndine karşı olan saygısının azalmasına da ne­den olur. Çünkü en sonunda eyleme geçmek «zorunda» kaldığımızda bu artık kendi seçimimiz olamaz. Kendi se­çimimizin dışında sürüklenmiş olmanın bedeli ise mut­suzlukla ödenir. Hepimizin içinde varolan «tembel»e de fırsat tanımalıyız, ama zamanını iyi seçerek! Bazı durum­larda ise eyleme geçmekten tümden vazgeçer, «Yapamam ki!», «Beceremem ki!» gibi gerekçeleri kullanırız. Oysa, bir şeyi denemeden beceremeyeceğimizi nasıl bilebiliriz. Yenilgiyle yüzleşme korkusuna tutsak olmak ise daha büyük bir yenilgidir. Üstelik, «Yapamam ki!» gerekçesiy­le gerçekleştirmekten kaçındığımız davranışların çoğu as­lında yapmak istediklerimizdir. Yapmak*istemediklerimiz zaten aklımıza gelmez.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sorumluluktan kaçış amacıyla kullanılan bir diğer bilinçdışı mekanizma ise, kendini ortadan silme biçiminde görülür. Aşırı bağımlılık genellikle bu duruma eşlik eder. Bu mekanizmada kişi, bir diğer insanı yaşamının merke­zi ve varoluşunun tek anlamı durumuna getirerek kendi­sine yabancılaşır ve varoluş alanlarını daraltır. Böyle biri başka bir insanın isteklerini kendi istekleri yerine koya­rak benliğinden uzaklaşır ve kendine karşı sorumlulukla­rını görmezlikten gelir.
Psikoloji
İnsanın kendisinden kaçabilmesini sağlayan ve yaşa­mını sürdürebilmesi için zorunlu olan uyuşturucu bir mad­de gibi kullanılan üzüntü ve umutsuzluk, çevredeki insan­lara istediklerini kabul ettirebilmek için de kullanılabilir. Kültürümüzde esasen varolan, mağdur ve zavallı kişi ile özdeşleşme eğilimleri de durumu sürekli pekiştirilmesine neden olur. Üstelik, üzüntüye gömülmüş olma yenilgiye katlanmayı da kolaylaştırır.
Psikoloji
Kusurlu bir yanımızla yüzleşip bunu kabul edebilir­sek, bu yanımızın bir süre sonra ortadan kalkma olasılığı da artar. Bu çoğu kez bilinçli bir çabayı gerektirebilirse de, bazen çözüm hiç farketmeden gerçekleşir. Böyle bir süreci başlatmış olmak, insanlarla ilişkilerimizde daha da etkin olmamızı sağlar. Çünkü kendimize hoşgörülü ol­dukça, diğer insanların kusurlu yanlarını da daha kolay kabul edebiliriz. Dolayısıyla onlara gerçek anlamda bir şeyler verebilmemizin gururunu yaşamaya başlarız. Bu, benliğin şişmesiyle sonuçlanan gururdan çok farklı bir duygudur, insanın kendisine değer verebilmesini içerir!
Psikoloji
Acı da verse hoşlanmadığımız kendimizle yüzleşebilmeli ve bu yüzden asla kendimizi lanetlememeliyiz. Ken­dini lanetlemek ya da kendine acımak insanın sorumluluklannı görebilmesini engeller. Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilikse insanın kendi gerçekleriyle yüzle­şebilmesini içerir, insanın kendine yabancılaşması paha­sına kazanılan güç, gerçek güç değildir. Güçsüzlüğümüzü yaşayabilecek yürekliliği gösterdiğimiz bir anda biri bizi küçümserse, bu onun sorunudur. Aslında için için aynı yürekliliği gösterebilmiş olmayı o da ister, ama abartılmış gururunun tutsağı olduğu için bunu göze alamaz. Bazı insanlar, kendimizi dürüstçe yaşadığımız zaman, diğerle­rinin bu «açık»tan yararlanarak bizi devirmeye çalışacak­ları görüşünü savunurlar. Oysa bir insan ancak kendi için­de devrikse başkaları tarafından devrilebilir.
Psikoloji