Gecenin bir vaktinde ona, “Melek bilgisiyle, hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu, insanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı” beyitini okudum. Heyecanlandı, ince ince ağlamaya başladı.
Bir yandan da, “Bu benim işte!” diyordu. “Keşmekeşte kalan, ne hayvan ne insan, ne hükümdar ne kul, ne melek ne şeytan olan benim.”
“Padişahım” diyordum, “kutlu efendim, alemlerin kutbu Sultanım, Rumi Hazretleri diyor ki: Yaratıklar üç kısma ayrılır: Sırf akıl olan ve şehvetten arınmış melekler, sade şehvet olan hayvanlar ve hem akıl hem şehvetten oluşmuş insanoğlu... İnsanın yarısı akıl yarısı şehvet, yarısı melek yarısı hayvandır. Yarısı yılan yarısı da balıktır. Balık olan kısmı onu suya doğru çeker, yılan olan yanı ise toprağa doğru sürükler.”