Selda kalei

Sevgide ustalıktan söz edeceksek eğer, en yüksek mertebenin beklentisizlik olduğunu söylemek gerekir
Sayfa 87·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bütün o yaşam boyu kazanılan başarıların ardından küçük yalnız bir çocuk ortaya çıkıp acılar içinde geçmişi sorgulamaya başlar “ eğer ben karşınızda huysuz, suratsız, kötü düşünceler besleyerek, öfkeler ve kıskançlıklar içinde, şaşkın halimle gelseydim ne olurdu? Bana olan sevginizden eser kalır mıydı ben aynı zamanda işte tam böyle biriydim bu aslında beni sevmediğiniz, sadece size benmişim gibi gösterdiğim o çocuğu sevmiş olduğunuz anlamına gelmez mi?”
Çocuk düştüğü bu durumda duygularına göre hareket etme deneyiminden yoksun kaldığı için giderek duygularına güvenmez olur; gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu bilemez ve sonuçta kendisine ileri derecede yabancı olan bir insan haline gelir. Böyle bir durumda ana babasından kopamaz ve yetişkinlik çağında da sürekli olarak ana babayı temsil eden (eşi, gruplar ve ilk başta da kendi çocukları gibi) Kişilerin onay ve kabulüne bağımlı kalır artık ana baba var olmayabilir, fakat onların yerini bilincinde olmadığı itilmiş analari almıştır.Böylece önceleri ana babanın evinde çektiği yalnızlığını şimdi kendi içindeki yalnızlığı izlemektedir
Çünkü ana baba aradıkları, kendilerinde varolan özgüven eksikliğini ikame edecek olan onay ve kabulü nihayet çocuğun sahteliğinde bulmuşlardır ve bulunduğu durumda kendi özgüvenini oluşturmamış olan çocukta başta bilinçli olarak, daha sonra da bilincinde olmadan ana babasına bağımlı hale gelmiştir
Çocuğun ana babanın ihtiyaçlarına uyum sağlaması-kesin-lilikle olmasa da çoğu zaman-sanki kişiliğinin ya da genellikle sahte benlik olarak nitelenen bir kişiliğinin olmasına yol açar . Bu kişilik oluşumlarında insan sadece kendisinden beklenen türden davranışlar gösterdiği ve giderek bu kendini sonuç biçimi ile de kaynaşıp birleştiği “sürekli bir tavır“ edinilir. Böyle bir durumdaki insanın gerçek benliğini farklılaşıp geliştirmesi mümkün olamaz, çünkü kişi gerçek benliğini yeterince yaşama fırsatı bulamamak tadır. Hastaların boşluk duygularından, anlamsızlıktan, kendilerini vatansız gibi hissetmekten şikayetçi olmaları doğaldır çünkü hastalar gerçekten de bir boşluk içindedir