Bir ışık kümesi girse pencereden
Mavi kapılara doğru yürüsem
Yine beni bin ısrarımla parka götürsen,
Aynı rüzgarla, aynı hisleri hissederek...
Saçlarımın tenime çarpışı, elindeki çay kaşığının bardağa çarpışına karışıyor yadımda
Benim laubali laflarım, senin soğuk esprili gülüşünle bütünleniyor
Gerçekten güvende hissedebilmek için sokulsam yine yanına
Meydan okurcasına kokum tamamlanırcasına
Babasının kızı olmak, zor olmak, anlaşılmamak galiba
Kelimeler onun elinde bir jilete dönüyordu. Karşısındaki insanın vücudunda sabırla, ince ince kesikler açıyordu, akan kandan bitap düşmesini, acıya karşı koyacak dermanı yitirmesini seyretmekten zevk duyuyordu.
İsyan kırıkları kusuyormuşum gün geçtikçe
Anladım, göğsüme çökeni farkedince
Gözlerimi artık dikebiliyorum ne göğe ne gözlerine
Ahengim kayboldu düştüm çarptım düşüncelerime
Bazı insanlar ayak uyduramaz hayatın ritmine
Duraklar sadece yalnızları sarar boş beklentilere
Sonunu getirir hayallerin her fazlalık heveste
Yaşamaktır sonuçta uçurumda beklemekte