Münferit

Münferit
@Munferityolcu
Büyüyünce çocuk olacağım. #mattiaahmetminguzziicinadalet
Bir sohbet sırasında "Avrupa'nın ormanları bile sanki saksıya dikilmiş gibidir. Oralarda insan eli değmemiş, doğal bir şey bulmak çok zor" demişti.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
EYLEM Yazma alışkanlığı, terbiyesi, çekidüzeni böyledir: Dilerseniz, bir defter seçebilirsiniz yeni bir yıl başlamadan, her gün, bir yaprağına kısa ya da kıpkısa bir parça düşebilirsiniz, yılın sonunda ortaya 365 bölüm tekmili birden bir "ajanda" çıkar, minör bir iştir şüphesiz, minör gün gelir majöre parmak ısırtabilir. [dipnot: Isırtıyor işte: Bu yıl Eduardo Galeano çıkarıyor sözkonusu kitabı: Ve Günler Yürümeye Başladı (Sel, 2012) hem de nasıl yürüyor!] Nedir, ne olabilir, her Allahın günü o küçük defterin sayfasına düşeceğiniz yazı? Bir fikir, düşünce, bir düş aktarımı, bir şiirsel nesir örneği, bir soru, bir buluş, bir tasarı, bir gönderi (sahipli sahipsiz), bir gönderme (alıntı belki), bir saptama, bir çentikleme, bir kanırtma, bir hiciv... Hazır bekleyen, diriliğini koruyan, penceresini açık ya da aralık bırakan, yoğunlaşmayı bilen, yoğunlaşmasını elden bırakmayan kişi için varoluşsal eylem.
Sayfa 36
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Ahmet Cemil tabutun arkasından yürüdükçe yeni bir ölü geldiğine sevinerek koşuşan dilencilere bakıyor, bütün bu ölüler diyarının ölüm ile yaşayan halkını seyrediyor, bu tabuta kendisinden başka şu etrafındakilerin kayıtsızlığından büyük bir acıyla üzülüyordu.
Nerede olduğumuzu bildiysek, orada olmayı seçmişizdir aynı zamanda. Konu ne olursa olsun cehalet içine gömülüşümüz seçme yapmaya güç yetiremeyişimizin bir sonucudur. Neredeyiz? Olduğumuz yere bir ad verilmemişse ne orada, ne bir başka yerdeyizdir. Bulunduğumuz yerin bir adı olması, bu adı bizim bilmemiz her şey değil. Bu kadarı bize kişilik kazandırmayacaktır. Kişi sayılmamız için kendimizin de bir ad taşıması şart. Dahası, kendi adımıza kendimiz ulaşmamız lazım. Bunun için de üstümüzden birçok örtü kaldırmak gerekiyor. Hâlbuki üstümüze her gün bir kat daha örtüyorlar.
Sayfa 32