Üzülmeyin, Ulaş, hiç üzülmeyin, ben zaten Orhan'ın gidişine herkese yetecek kadar üzüldüm. Kimseye kalmadı daha fazla üzüntü. Bütün üzüntüleri üzüldüm ben, bir de siz üzülmeyin.
Özlem kimseye anlatamayacağım bir genişlik ve biçimdeydi, onu neredeyse bir hırka gibi giymiştim üstüme, hücrelerime dek hissettiğim tek başınalık duygusu her neyle uğraşırsam uğraşayım bir yerden kafasını uzatıp kendisini habire hatırlatıyordu bana.