Kitabı anlamak için sadece satır aralarını okumak yetmez; Seyyid Kutub'un bu satırları zindanda, idam gölgesinde yazdığını bilmek, metnin o "çelik gibi" sert ruhunu anlamayı kolaylaştırır.
Yoldaki İşaretler, uzlaşmacı bir dilden ziyade, "La İlahe İllallah" davasının hayatın merkezine tavizsiz bir şekilde yerleştirilmesi gerektiğini savunan devrimci bir manifestodur.
Bu yolda mallar ve canlar feda edilmektedir. Çünkü bu yol kutlu bir yol olduğu gibi o yolun yolcuları da birer kutlu neferdir.
Kitabın en çarpıcı yönü, "cahiliye" kavramını tarihe gömülmüş bir dönem olarak değil, yaşanan bir durum olarak tanımlamasıdır. Seyyid Kutub’a göre, Allah’ın hükmünün (şeriatın) hayata tamamen hakim olmadığı her sistem —ister demokratik, ister komünist, isterse ismi Müslüman olsun— bir "cahiliye" sistemidir. Bu bakış açısı, mevcut düzenlerle araya aşılması zor bir mesafe koyar.
Kitabın dili oldukça heyecanlı, kararlı ve "siyah-beyaz" kadar nettir. Gri alanlara yer bırakmaz. Bu netlik, eserin hapislerde, yer altında ve devrimci hareketlerde bir el kitabı haline gelmesine neden olmuştur