Ferhat

Ferhat
Öğretmen
Lisans
İçindeki savaşı bitirmeden, dışarıdaki barışı inşa edemezsin.
190 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulması.
Puan vermedi·78 syf.··
2026 1096. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 07:31
Kemal Sayar’ın "Antipsikiyatri" perspektifli yazılarını ve bu felsefe üzerine kurduğu argümanları okuyup bitirdiğimde, uzun süredir içimde taşıdığım ama adını koyamadığım o huzursuzluğun bir aynaya yansıdığını hissettim. Kitap benim için sadece bir tıp eleştirisi değil, modern dünyanın ruhumuzu nasıl birer "arıza koduna" dönüştürdüğünün itirafnamesi gibiydi. ​Özellikle kitabın 150. sayfasından sonra yazar, vitesi iyice artırıyor ve doğrudan modern yaşamın kalbine dokunuyor. Bir okuyucu olarak beni en çok sarsan şey, "acı çekmenin bir hastalık değil, insanın hâlâ canlı olduğunun kanıtı" olduğu fikriydi. Bugün en ufak bir kederde hemen bir ilaca sarılmamızı, yas tutmayı bile bir "disfonksiyon" (işlev bozukluğu) olarak görmemizi ne kadar güzel deşifre etmiş. Sayar’ı okurken, psikiyatri kliniklerinin bazen acıyı şifalandıran yerler olmaktan çıkıp, bizi çarkları döndüren uysal robotlar haline getiren birer "hizalama merkezine" dönüştüğünü fark ediyorsunuz. ​Kitap boyunca yazarın o şefkatli ama bir o kadar da dik duran sesini duyabiliyorsunuz. Klasik antipsikiyatrinin o hırçın, her şeyi yıkan üslubundan farklı olarak Kemal Sayar, insanı insan yapan bağları anlam arayışını, yalnızlığı, inancı ve biricik hikayelerimizi savnyr. Bize reçetelenen hapların ruhun derinindeki o varoluşsal boşluğu asla dolduramayacağını, şifanın kimyada değil, insani yakınlıkta olduğunu hatırlatıyor. ​Son sayfyı kapattığımda anladım ki; "hasta" veya "normal dışı" ilan edilip toplumun dışına itilen o hassas ruhlar, aslında bu dünyanın çürümüşlüğünü ilk hisseden ve buna bünyesi isyan eden erken uyarım sistemleriymiş. Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulmasına karşı ses çıkaran, insanı reçetelerden çok daha byük gören herkesin kesinlikle altını çizerk okuması gereken bir başucu eseri.
AntipsikiyatriM. Kemal Sayar · Mavi Yayıncılık · 199729 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ideolojik Körlük
Puan vermedi·360 syf.··
2026 1088. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 08:55
Okumaya değer bir kitap . Üslubu iyi oldukça akıcı. Konular kopuk değil. Güzel ince eleştirilerde bulunuyor İdeolojilerin çıkış amaçlarından nasıl saptıklarini konu alıyor . Önce insan hakları ve özgürlük sloganlarıyla yola çıkan ideolojiler daha sonra bu kavramlara savaş açıyorlar eylemsel olarak Camus bu sayfalarda, 20. yüzyılı kana bulayan totaliter rejimlerin (Faşizm ve Stalinizm) felsefi köklerini deşer. Ona göre, köleliğe ve adaletsizliğe karşı haklı bir çığlıkla başlayan başkaldırı, ne zaman ki mutlak bir dogma haline gelip devrime dönüşürse, kendi celladını yaratır. Hegelci ve Marksist tarih felsefelerini eleştiren Camus, "tarihsel zorunluluk" veya "gelecekteki mutlak adalet" adına bugünün insanını kurban eden anlayışa savaş açar. "Cinayeti haklı çıkaran bir felsefe çağı, cinayetin ta kendisidir" derken, ideolojilerin insan hayatını hiçe sayan rasyonalize edilmiş terörünü lanetliyor. Sonuç olarak Başkaldıran İnsan’ın bu son kesiti, sol entelektüel çevrelerle (özellikle Jean-Paul Sartre ile) Camus’nün yollarını tamamen ayıran felsefi manifestodur. Camus, adaleti ararken özgürlükten vazgeçmeyen, cellat olmayı reddeden ve insanın trajik ama onurlu sınırlarına sahip çıkan bir "ılımlılık ve denge" etiği önerir. Bugün bile totaliter eğilimlere ve ideolojik körleşmelere karşı en güçlü entelektüel kalkanlardan biridir.
Başkaldıran İnsanAlbert Camus · Can Yayınları · 20153,280 okunma
Herkesi Memnun Etmeyi Bırak
Puan vermedi·238 syf.··
2026 1034. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 09:54
Kişisel gelişim kitapları arasında en iyilerden biri diyebilirim.Herkesi Memnun Etme Çabası, modern dünyanın en yaygın psikolojik yüklerinden birini bilimsel ve pratik bir yaklaşımla ele alıyor. Kitap, "hayır" diyememenin sadece bir nezaket meselesi değil, derin bir özdeğer sorunu olduğunu savunuyor. Okuyucuya şu mesajı veriyor: "Başkalarına verdiğiniz 'evet'lerin, kendinize verdiğiniz koca bir 'hayır'a dönüşmesine izin vermeyin." Eğer kendinizi sürekli başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayatınızı ağırlaşmış hissediyorsanız, bu kitap sizin için bir özgürleşme rehberi olabilir. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Herkesi Memnun Etme ÇabasıUlrike Bossmann · İletişim Yayınları · 20268 okunma
Ruh Arkeolojisi
Puan vermedi·277 syf.··
2026 936. kitabı
Psikoloji alanında yazılan en iyi kitaplar arasında yer alacağını düşünüyorum. Psikanaliz anlayışı üst seviyeye taşıyor yazar. Severek okuyacağınız bu kitabı elinizden düşürmeyeceğinize inanıyorum. Mark Wolynn’in "Seninle Başlamadı" kitabı, kişisel gelişim ve psikoloji raflarında son yılların en çok ses getiren eserlerinden Kitabı sadece bir "kendi kendine yardım" kitabı olarak değil, bireyin kendi tarihine yaptığı bir "arkeolojik kazı" olarak nitelendirmek daha doğru olur. Kitabı sadece bir "kendi kendine yardım" kitabı olarak değil, bireyin kendi tarihine yaptığı bir arkeolojik kazı olarak nitelendirmek daha doğru olur. ailesiyle (özellikle anne-baba) barışmaya teşvik eder. | Duygusal Yük:Profesyonel destek olmadan bazı ağır travmalarla yüzleşmek okuyucu için sarsıcı olabilir. Neden Okunmalı? Eğer yıllardır süregelen, terapiyle veya ilaçla tam olarak çözülememiş bir "huzursuzluk" hissiniz varsa, bu kitap size yepyeni bir perspektif sunar. Wolynn'in şu tespiti kitabın özetidir: Gömülen acılar asla ölmez; sadece birilerinin onları gün yüzüne çıkarmasını beklerler." Sonuç "Seninle Başlamadı", suçluluk duygusunu bireyin üzerinden alıp bir (aile sistemi) üzerine yayar. Bu, birçok okuyucu için büyük bir özgürleşme anıdır. Kitap bittiğinde sadece kendinizi değil, annenizi, babanızı ve hatta hiç tanımadığınız büyükbabanızı bile daha derin bir şefkatle anlarken bulabilirsiniz. Keyifli okumalar
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
Özgür Görünümlü Köle Toplum
Puan vermedi·176 syf.··
2026 978. kitabı
Yazar, herkesin çoğu zaman göz ardı ettiği çok mühim bir meseleye parmak basıyor. Halinden memnun özgür köleler toplumuna atıfta bulunuyor. Hepimiz kendimizi özgür sanıyoruz aslında bu sömürünün bir parçası olduğumuzu ifade ediyor. Bu görüşünü çeşitli argümanlarla destekliyor özgürlüğün artık bir sömürü aracına dönüştüğüdür. Eskiden özgürlük, dışarıdan gelen bir baskıya (devlet, otorite, disiplin) karşı direnç göstermekti. Ancak Han’a göre bugün bizi ezen bir "öteki" yok; biz bizzat kendi kendimizi eziyoruz. Disiplin Toplumundan Başarı Toplumuna Han, Foucault’nun "Disiplin Toplumu" (hastaneler, kışlalar, fabrikalar) analizini günceller. Disiplin Toplumu: "Yapmalısın" der. İtaat bekler. Deliler ve suçlular üretir. Başarı Toplumu: "Yapabilirsin" der. Sınırsız performans bekler. Depresifler ve mağlubiyet hissi yaşayan bireyler üretir. Özgürlük adı altında insanları söndürülmesi ve insanların uyarılması meşhur hapishane modeli olan Panoptikon’da mahkumlar izlendiklerini bildikleri için kurallara uyarlarmış. Han, dijital çağda bu duvarların kalktığını söyler. Artık biz, verilerimizi ve özel hayatımızı gönüllü olarak sergiliyoruz. Şeffaflık bir özgürlük değil, bir denetim mekanizmasıdır. Kitabın eksik yönüne değinecek olursak Kitap bir çözüm önerisinden ziyade bir teşhis koyar. Okuyucuyu yoğun bir karamsarlıkla baş başa bırakabilir. Sonuç olarak Byung-Chul Han, bu kitabıyla elimizdeki akıllı telefonların aslında birer "mobil pranga" olduğunu iddia ediyor. Eğer neden sürekli yorgun hissettiğinizi, neden tatildeyken bile çalışmak zorunda hissettiğinizi veya neden sosyal medyada onaylanma ihtiyacı duyduğunuzu merak ediyorsanız, bu kitap tam size göre.
1000Kitap
Çağımızın Özgürlük SorunuErich Fromm · Payel · 1991105 okunma