Modern insan yüzlerce çeşit ürün arasından seçim yapabilmeyi "özgürlük" zannediyor. Oysa bu, sadece pazarın sınırları belirlenmiş bir oyun alanında bize sunduğu bir yanılsama. Gerçekte ise sabah kaçta uyanacağımızdan ne hissetmemiz gerektiğine kadar her şey bu kapitalist üretim ve tüketim zinciri tarafından dikte ediliyor.
"Değerlerin yerini çıkarların, ilkelerin yerini ise işlevselliğin aldığı bir düzende, ahlaki bir çöküş kaçınılmazdır. Modern kriz, yapısal olmaktan ziyade ahlaki ve zihni bir krizdir."
"Bilgi, modern çağda insanı aydınlatan ve onu ahlaki olarak yücelten bir 'hikmet' olmaktan çıkmış; doğaya ve diğer insanlara tahakküm etmenin bir aracı, yani salt bir 'güç' haline gelmiştir."
"Modern toplumda var olmak, görünür olmakla; görünür olmak ise sahip olmak ve sergilemekle eşdeğer hale gelmiştir. Bu durum, insanı durmaksızın dönen bir tüketim çarkının kölesi yapar."
"Tüketim kültürü, bireye neye ihtiyacı olduğunu değil, kim olması gerektiğini dayatır. İnsan, tükettiği nesnelerin imajı üzerinden bir kimlik inşa etmeye zorlandıkça, kendi özünden bir adım daha uzaklaşmaktadır."