"Herkesin bir geçmişi vardı ve herkes o geçmişin içinde bir yerlerde, aslında hiç ayrılmamış gibi yaşamaya devam ediyordu. Zaman geçiyordu geçmesine ama mekânlar ve hatıralar, insanın ruhuna mühürlenmiş birer mülk gibi yerinde duruyordu. Belki de hayat, bir nar tanesinin içine sığdırılmış koca bir evrendi; parçalandıkça çoğalan, çoğaldıkça aslına rücu eden."
"Mesele sadece sistemin değişmesi değil, o sistemi ayakta tutan zihniyetin kendi içindeki korkularıyla yüzleşmesidir. Korkuyla örülen duvarlar, nar çiçeğinin zarafetini görmemize engel olur."
"Gözlerinde gördüğüm o eski parıltı, yerini artık derin bir kederin gölgesine bırakmıştı. Bakışlarımız karşılaştığında, ikimiz de söylenmemiş binlerce kelimenin ağırlığı altında eziliyorduk."