Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı tarafından yazılmış bir başyapıt daha.İlk 100-150 sayfayı (zorlanarak) bitirdikten sonra gerisi su gibi akıyor. Tanrısız bir dünya olamayacağını savunan Dostoyevskynin, dönemin rusyasında, özellikle avrupa’ya gidip öğrenim görmüş, ateizmi ve ardından nihilizmi benimsemiş, çarlık karşıtı, sosyalizm ve cumhuriyet yanlısı gençliği hicvettiği muazzam bir hikaye. Çok fazla karakter ve her karakterin birden fazla mahlası olduğunu düşündüğümüzde, rus klasikleri konusunda idmansız olan okurlar, kitabın başında çok zorlanacaklardır fakat pes etmemeleri lazım, devamı oldukça akıcı. Dosto, dönemin rus toplumuna eleştirisinde yine acımasız. Yine insan vicdanı ve karakterlerin kendi içindeki hesaplaşmaları ön planda. Dinin, toplumun önemli bir harcı olduğu, gelenekçiliğin ise toplumların ayakta kalması için olmazsa olmaz unsur olduğunu birçok pasajda vurguluyor. Düzen bozucuları, ateist/nihilist/sosyalist karakterler üzerinden, fazlaca da egzajere ederek ve ironilerle yerin dibine sokuyor. Bazı yerler bana biraz zorlama geldi, baştaki uzun anlatımlar ise gereksiz, kaldı ki kitabın devamında işe yaramayacak detaylar var. Ama genel olarak süper bir anlatım, güzel hikaye, güzel mesajlar.
Mutlaka okuyun.