Dezavantajlı grupların statükoyu avantajlı gruplardan tutarlı biçimde daha çok desteklediğini keşfeden Jost ve meslektaşları, şu sonuca vardılar:
"Paradoksal olarak, herhangi bir durumu sorgulama, karşı çıkma, reddetme ve değiştirmesi en az muhtemel olanlar, o durumdan en çok zarar görenlerdir."
Liderler ve müdürler çalışanlarının yardım eli uzatmak, ağ kurmak, yeni bilgiler edinmek ve geribildirim almak için inisiyatif kullanmasına bayılır. Ama inisiyatifin de bir türü vardır ki karşılığı hep cezadır: Sesinizi yükseltmek. İmalat, hizmet, perakende sektörlerinde ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda yapılan bir araştırma ortaya koyuyor ki çalışanlar fikirlerini ve kaygılarını üst makamlara ne kadar sık iletirse, iki yıllık bir dönem içinde maaş zammı ve terfi alma olasılıkları o kadar düşüyor.
Şahısların ırkçılığa karşı seslerini yükselttikleri bir deneyde, itiraz etmeyenler edenleri kendini beğenmişlikle suçlamışlardı. Ahlak merdiveninin basamaklarını tırmandıkça kendimizi zirvede yapayalnız bulabiliriz.
Değişimin hızı an be an arttığından, çevremiz giderek daha kestirilemez bir hal alıyor. Bu da sezgiyi yeni fikirler konusunda daha az güvenilir bir içgörü kaynağına dönüştürüyor ve analizin önemin giderek artmasına yol açıyor.
Jobs madem ulaştırma alanında gerekli deneyimi biriktirmemişti, neden sezgilerine bu derece güveniyordu peki?
Bu da bizi ikinci etmene getiriyor. Komisar’ın deyimiyle, “Başarı insanı kibirli yapar.” Komisar endişelerini daha yüksek sesle dile getirseydi, “Muhtemelen Jobs şöyle diyecekti: ‘Kafanı basmıyor. Çok aptalsın.’”
Ulaştırma ve havacılık sektörlerinde yapılan araştırmalar da Komisar’ı destekliyor.
İnsanlar geçmişte ne kadar başarılı olmuşsa yeni bir ortama girdiklerinde performansları o kadar kötü oluyor.
Aşırı özgüvenli davranıyor, bağlam tepeden tırnağa farklı olsa bile eleştiriler geribildirim istemiyorlar. Jobs da böyle bir başarı tuzağına düşmüştü. İtiraz edenleri haksız çıkarttığı olaylarla dolu geçmişi yüzünden, ilgili alan bilgisine sahip yaratıcılardan görüş toplamaya, sezgilerini dizginlemeye zahmet etmemişti. Dean Kamen'ın sunum tarzı ile karşılaşınca, sezgileri Jobs'u yolundan daha da saptırmıştı.