Orijinalliğin ayırt edici özelliği, varsayılanı kabullenme dürtüsünü reddetmek ve daha iyi bir seçenek olup olmadığını araştırmayı seçmek. Bu konuda nasıl daha iyiye gidebileceğimizi incelemekle geçen on yılı aşkın süreden sonra diyebilirim ki aslında sandığımdan çok daha kolay. Başlangıç noktası merak: Her şeyden önce, varsayılanın neden var olduğunu sorgulamak.
Déjà vu'nun tersi olan vujá dé'yi deneyimlemek bizi varsayılanları sorgulamaya iter. Yeni bir şeyle yüzleşip de daha önce gördüğümüzü düşündüğümüzde déjà vu yaşarız. Vujá dé ise tam tersi. Yani, tanıdık bir şey görür; ama ona, eski sorunlara yeni içgörüyle yaklaşmamızı sağlayacak yepyeni bir bakış açısıyla bakarız.
Yaşam sorumluluğunu almayan, öğrenmeyi, değişmeyi, gelişmeyi, olgunlaşmayı reddeden, her şeyi başkalarından bekleyen, gelmeyince de başkalarını suçlayan birey, sadece kendisi için değil etrafındaki insanlar için de bir yük, bir zorluk, bir sorun kaynağıdır...
Ambalaj kültürünün göbeğinde yaşıyoruz. Evlilik sözleşmesi aşktan daha önemli, cenaze ölümden, elbise bedenden, ayin tanrıdan daha önemli. Ambalaj kültürü içerikleri hor görüyor...
İnsan bastığı toprağı hor görmemeli;
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir şah kafasıdır ya bir vezir eli!