Nasıl ki sayılar olmadan matematikçiler sayı ilmini ortaya koyamıyorlarsa, tıpkı bunun gibi mantıkçılar da kelimelerin yardımı olmaksızın mantığı ortaya koymaya imkan bulamamışlardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Gazali'ye göre, ilmin ölçüsü bilginin özünü oluşturur. Fikrin mihenk taşı, düşüncenin değerlendirme aracıdır. Doğru ölçü, dostluğun temelidir. İslam dünyasında, bu anlayışa dayanan ve meşru kabul edilen mantık, hızla yayılmaya başlamıştır. Sonunda, bu mantığın öğrenilmesi, öğretilmesi farz-ı kifaye olarak kabul edilmiş ve Müslümanlar için günaha girmekle sonuçlanabileceği kararlaştırılmıştır."
Orjinal metni daha basit bir dile dönüştürdüm.
Farabi, nazari/kesbi ilimlerin tahsilinde iyi bir vasıta olmasından dolayı mantığı "re'sü'l-'ulam (ilimlerin başı)"; İbn Sina ise, bütün ilimlerin daha güzel anlaşılmasına hizmet eden anlamına gelen "huddamu'l-'ulûm " diye isimlendirmişlerdir...
Hanefilerin kitaplarında mantığın haram olduğuyla ilgili bir şey görülmez. Büyük âlimlerden bazılarının birtakım ilimleri yasaklamaları, olsa olsa zekası müsait olmayan kimseleri (şüphelerden) kurtarmak içindir. Halbuki bir ilmin haram kılınması (genel hükme dayanılarak verilir), bunun bazı insanlara yaramadığına dayandırılarak verilmez...
Farabi, mantık konusunda çok sayıda eser vermiştir. Aristo'nun eserlerini tercüme ve şerh ederek İslam dünyasında tanınmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu yüzden ona Aristo'dan sonra gelen ikinci öğretmen anlamına gelen "Muallim-i sânii" unvanı verilmiştir.