Yeniden düşünmek, yaşamımızın her parçasında bir mücadele değildir. Sahip olduğumuz şeyler söz konusu olduğunda güncelleme yapmaya bayılırız. Modası geçer geçmez giysilerimizi yeniler, rağbetten düşer düşmez mutfağımızı yeniden dekore ettiririz. Ancak iş bilgi ve fikirlere geldiğinde, elimizdekilere yapışmayı tercih ederiz. Psikologlar bu duruma “tutunma” ve “donma” adını verir.
İnanışlarımızın sağladığı konforu, kuşkunun rahatsızlığına tercih ederiz; böylece inançlarımızın esnekliğini yitirip, kemiklerimizden bile daha kırılgan hâle gelmesine izin veririz.
Kendimizi sorgulamak bizim için dünyayı daha öngörülemez hale getiriyor. Gerçeklerin değişmiş olabileceğini, bir zamanlar doğru olan şeylerin şimdi yanlış olabileceğini kabul etmemizi gerektiriyor. Derinden inanmakta olduğumuz bir şeyi yeniden gözden geçirmek, bize kendimizi sanki bir parçamızı yitiriyormuşuz gibi hissettirerek, kimliklerimizi bile tehdit edebiliyor.