İnsanlık tarihini, yemek ile ilişkisi üzerinden kabaca dokuz döneme ayırabiliriz;
1. Mücadele: "Nasıl yemek bulabilirim?"
2. Teknoloji: "Nasıl yemek üretebilirim?"
3. Ticaret: "Bu yemeği kaça satabilirim?"
4. Estetik: "Nasıl rejim yapabilirim?"
5. Felsefe: "Neden yiyor, neden rejim yapıyorum?"
6. Keyif: "Eee, öğlen nerede yiyoruz arkadaşlar?"
7. Qeyif: "Kocişimle qahvaltı qeyfindeyiz, layklarınızı alırım."
8. Twitter: " YEMEK YİYEN ŞEREFSİZDİR!"
9. Transhumanizm: "Eskiden yemek mi yiyorlarmış?"
Hepimizin bildiği gibi, bildiğimizi bildiğimiz bazı şeyler vardır. Bilmediğimizi bildiğimiz şeyler de. Fakat aynı zamanda, bilmediğimizi bilmediğimiz şeyler de var...
Üyeler için geçerli olan bir şeyin grup içinde geçerli olduğunu sanmak;
Öğretmenlerin zam alması, öğretmenler için iyi bir şey.
Polislerin zam alması, polisler için iyi bir şey.
Öyleyse, herkesin zam alması da herkes için iyi bir şey.
Ne yazık ki herkesin zam alması, herkes için iyi değil. Aynı üretimi daha fazla kağıt parçasıyla ifade edince zenginleşmiyoruz, sadece kağıt parçalarını değersizleştiriyoruz.(Enflasyon)