Evet kitabı kapağına göre yargılayan birisi olarak söylüyorum:,gerçekten kitaptan olan beklentilerimi alt üst eden ve beklentilerimin üstünde olan bir eser .
Kitabın yazarı, Hasan ve emir arasında geçen ikili ilişkileri, aynı evde oldukları için dostluklarını, Emir ve babası arasındaki ilişkiye değinmesi yani burdaki kurgunun akıcı bir dille kullanılması sebebiyle kitabın sıkılmadan okunmasını sağlıyor. Bu işin kurgu tarafını zevkle okudum ki hani kitap bir oturuşta oturulup okunabilecek tarzda bir kitap. ilerleyen sayfalarda yaşanan olayları okadar güzel ve akıcı dille anlatıyor ki gözlerinin önünde canlanıyor ve ordaki karakterle kendini özdeşleştirebiliyorsun.
Ama benim bu kitabın en can alıcı noktası veya bölümü nedir diye soracak olursanız kesinlikle afkanistanin, dönemin kominist sovyetler birliğinin orayı ilhak etmesi ve bunun neticesinde beraber gelen psikolojinin afkan halkı üzerindeki etkileri ve bunun yansımasını bana,sana veya onu okuyan insana iliklerine kadar hissetirmesi oldu başta da dedim zaten kitabı kapağına ve başlığına göre değerlendirdim şöyle düşünmüştüm ulan uçurtma avcısı diye kitap mı olur diyordum,böyle negatif bir düşünceyle okumaya başlamıştım taki ilerleyip kitabı anlamaya başlayıncaya kadar o süreçte negatiften pozitife yönelen bir düşünce silsilesine kapıldım
Şimdi kitap afganistanın savaştan öncesi ve sonrası güzel bir şekilde kitabın ortasına ve sonuna doğru çok iyi açıklıyor savaş öncesi afkanistanın, halkı mutlu, fakir, barışçıl bir düzeni ve aileler arsındaki ikili ilişkilerin işte çocukların sokaklarda uçurtma yarışması yaptıklarını anlatıyor ki kitabın adıda burdan gelme böyle bir süreçten değiniyor ama dönemin rusyası afkinastanı ve başkenti kabili işkal etmesiyle beraber rus askerlerinin afkan halkına eziyet ,zulüm, öldürme