Tutunamayanlar
___"" Demek Burhan bu. Selim’in bahsettiği Burhan. Neden beklemedim? Belki de o: “Selim sizden bahsederdi,” diye atılırdı. Hayır. Atılmazdı. Benimle ilgisi sınırlı. İşte gene kaybettim. Neden acele ettim? Burhan kendini tuttu, konuşmadı. Böyle bir meselesi yok aslında. O zaman da kendi kaybeder. Kaybeder ama, şu Burhan da neden ağırlık taslar, mollalar gibi? Bu Selim de, insandan hiç anlamazdı. “Sigara kullanıyor musunuz Burhan Bey?” İntikamımı aldım işte: hem “kullanmak” hem de
“Bey” dedim. Beni küçümsemen için açık verdim. “Bey dedi bana, pis küçük burjuva,” diye sevin bakalım. Bu çeşit intikamdan ne anlarsın sen! Turgut kendine gel, adamın bir şey dediği yok. Eski huyların ortaya çıktı gene. Çıksın! Eski huylarımdan kaçmakta acele etmişim anlaşılan. Bu “olay” karşısındaki zayıflığımdan anladım bunu. ""___
Gariptir ki aynı ortamda bulunduğum fakat tanımadığım kişilerle ben de aramda benzer bir oyun oynarım. Bu oyun iki tarafın da sessiz olduğu fakat aralarında bir gerilimin olduğu bir oyun. Ufak hamleler, belki duruş, belki bir gülümseme ile birbirlerine üstünlük sağlamaya çalıştıkları güzel bir çekişme. Sıkıcı zamanlar için güzel bir meşgale oluyor benim için.