"Tanrım, neden beni insan hayatındaki erdemin bazen nankörlüğe, özgür düşünceye, kusurlara ve kıskançlığa üstün geldiğinin kanıtı olan bu önemli ve ibret verici anları güzel ve etkili bir dille anlatma yeteneğinden mahrum bıraktın!"
Haber, kasabada uyuklayan sonsuz kara ve uğursuz bir şeyi uyandırmıştı; bu kara tortu bir akrebi andırıyordu, aş kokusu gelirken duyulan açlığı andırıyordu, sevgisiz kalınca duyulan yalnızlığı andırıyordu.
... Bu tarihsel eşitsizliklerin uzun gölgelerini bugünkü dünyamızda da gözlemliyoruz, çünkü metal aletleri olan okuryazar toplumlar öteki toplumlar üzerinde üstünlük kurdu ya da onları yok etti...
Evet, insanın kafasına kimi zaman öyle çılgınca, öyle akıl almaz düşünceler saplanır ki, bu düşüncelerin gerçekleşeceğine gerçekten inanmaya başlar… Dahası var: Eğer bu düşünce çok güçlü ve tutkulu bir isteğe dayanıyorsa, çoğu zaman yazgının hazırladığı, kader gibi, gerçekleşmemesi olanaksız, kaçınılmaz bir şey gibi görünür! Belki de bu, önsezilerin bir birleşimi, istencin olağanüstü bir çabası, imgelem kudretinin doğurduğu bir tür zehirlenme ya da buna benzer bir şeydir… Ne olduğunu bilmiyorum ama o akşam -o akşamı yaşadıkça unutamam- başımdan mucize gibi bir olay geçti. Aslında matematiksel olarak kolayca açıklanabilir. Ama ben de yine de bunu bir mucize sayıyorum.