Annem susmuyordu, annesinin yüzünden kendisine özgürlüğü hissetmeyi yasakladığını söylüyordu. Bu, insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri diye düşündüm ama hemen sonra insanın kendisine özgürlüğü hissetmeyi yasaklamasının mümkün olmadığını düşündüm. İnsan zaten özgür değildi, olmayan bir şeyi yasaklayamazdı. Biz uyurgezerler, annem, ben, Eyşan,
E., arkadaşlarım, dostlarım, fakültedeki hocalar, Moda esnafı, İstanbul esnafı, Türkiye esnafı, memurlar, işçiler, köylüler, gençler, çocuklar ve kadınlar, bilhassa genç kadınlar hiçbirimiz özgür değildik. Özgür olduğumuzu, özgürlükle aramızda bir duvar olduğunu, istediğimiz zaman bu duvarı bir omuz atıp yıkabileceğimizi sanıyorduk. Şiddetle yanılıyorduk. Özgürlük çok tatlı bir yanılsama, insanın hayal etmekten vazgeçemediği imkânsız bir fanteziydi.