Melike Kaya

Melike Kaya
@Murphy123
Biz kendi planlarımızı yaparken verdiğimiz savaşın aslında ilahi planın bir parçası olduğunu nereden bilecektik? Özgür iradelerimizin bizlere yaratıcı tarafından verilen bir ödül olduğunu düşünüyorken, hayatın ilahi bir tamamlama işi olduğunu biliyorduk. Şimdi birbirimizi tamamlama vakti gelmişti. Ruhlarımızdaki ışığın dışarı çıkması için gözlerimize biraz ayar yapılması gerekiyordu. “Gözler ruhun aynası” sözü boşuna söylenen bir söz değildi. Halil Cibran’ın da dediği gibi, “Güzel bir ruhu gözlerindeki derin anlamdan tanırsın.”
Alıntı
Reklam
Ayrık Otu
Ayrık otu öylesine hayat dolu bir bitkidir ki onu topraktan yok edebilmek kurutmak mümkün değildir. Yolup atsan da yine yeniden umutla yeşermeye devam eder. Topraktan kökleri ile beraber kazısanız da fayda vermez. Tek bir kök kılçığı dahi yeter onu hayata bağlamaya. O bir yolunu bulur, yine aynı yerinde büyümeye devam eder. Bir rivayete göre ayrık otu yedi yıl bir kayanın üzerinde mahsur kalır. Ama yine de kurumaz. Toprağa kavuşmayı bekler. Sonra toprağına kavuşur ve nerdeyse kuruyorduk dercesine arsızca büyümeye devam eder. Etrafında bulunan tüm otları uzaklaştırmayı başararak yayıldıkça yayılır ve bulunduğu mekanı sahiplenir. Aşk da böyle işte… Eğer içinde bulunduğun aşk gerçek ise hiçbir güç sizi ayırmaya yetmez. Gururunuzdan ölseniz bile ayaklarını gider ona. Zaten öyle de olmalı. Yalan dediğimiz bu dünyada şayet gerçek bir aşk varsa karşımızda, arkamızı dönmek neden? Gerek var mı? Seni seven bir kalp varsa durma koş ardında lakin umudun çoktan kurak topraklara dönüşmüşse uğraşma, o topraklarda çiçek açmaz.
Alıntı
Duyarlı İnsanlar
Duyarlı insanlar, narin bir orkideden ziyade sukulente benziyorlardı: bir damla besinden bile olabildiğince yararlanıyor, hoş çiçekler açana kadar besin ve su emmeye devam ediyorlardı.
Alıntı

Melike Kaya

, bir kitap okudu
10/10
·320 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2025 50. kitabı
Tanrıya inanıyor musun?
Ne kadar önemsiz olduğumuzu kanıtlayan onca bilimsel delile dayanarak, benim için bir tanrıya inanmak her zaman zor olmuştur. Daha makul bir soru şu olurdu: “Tanrı bana inanıyor muydu?” Çünkü dört buçuk milyar yıllık bu dünyada, bir tanrının beni ya da sorunlarımı umursamadığını düşündüğüm pek çok şey oldu. Ama kısa bir süre önce, ikimizin aynı gezegende, aynı türde, aynı yüzyılda, aynı ülkede, aynı eyalette, aynı şehirde, aynı koridorda, aynı kapının önünde, tam da aynı anda, aynı nedenle bulunmamızın başka bir açıklaması olamayacağı sonucuna vardım. Eğer Tanrı bana inanmasaydı, o zaman senin sadece bir tesadüf olduğuna inanmak zorunda kalırdım. Ve senin hayatımda sadece bir tesadüf olman, benim için yüce bir gücün var olduğuna inanmaktan çok daha zor.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Alıntı