Bilinmezlik hakkındaki düşümcelerimize genellikle, bilinenler hakkında kafamızda olan kavramların rengini karıştırırız: Ölümü uyku hali olarak adlandırıyorsak bu, onun dışarıdan bakıldığında uykuya benzemesinden kaynaklanır; ölüme yeni bir hayat demenizin nedeniyse, hayattan farklı bir şey gibi görünmesidir. İnançlarımızı, umutlarımızı gerçekle aramızdaki bu küçük yanlış anlamalar sayesinde kurarız - ve mutluluk oyunu oynayan yoksul çocuklar gibi, ekmek kırıntılarına pasta diyerek yaşarız.
Sanat bizi eskimiş, resmi putlardan olduğu gibi, gene alelade birer put olan yüce gönüllülük ve toplumsal meselelerden de kurtarır.
Kişiliğini, onu yitirerek bulmak-inancın kendisi de, yazgımızın bu yönünü doğrular.
Tek derdimiz kendimizi oyalamak, bu doğru; ne var ki yazısını unutmak için boş işlerle uğraşan tutuklular gibi değil, vakit geçirmek için yastık kenarı işleyen genç kızlar gibiyiz, hepsi bu.