Çiçeklerle, kitaplarla dolu raflar, yerde ayak izlerimizi bıraktığımız rengârenk bir kilim olsa. Koltukların sevimsiz rahatlığını yer minderlerinin sıcak samimiyetine değişsek. Dantelli masa örtülerinde çocukluk tazelesek, anılar biriktirsek mavi yeşil.
Sıcak, samimi bir ev olsa, kapısından girerken çağın gereksiz telaşlarını dışarıda bıraksak. Dışarının kalabalık kokusunu çıkarıp, reyhan kokularını giyindiğimiz bir ev olsa. Cam ardında yarım bekleyişler biriktirsek sokağın başında seni görünce tamamlanan..
“Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı, daldaydık, aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüzyıllık.”
Nazım Hikmet