Bu sabah şu denizi kirala, mavi mavi hatırlayalım birbirimizi, bu öğlen güneşi kirala da bir daha soğukluk girmesin aramıza, bu ikindi tembelliği kirala, belki gölgesinde kedin olurum senin, bu akşam bahçeyi kirala, elimizde büyüsün gül, menekşe, yasemin.
İlk görüşte aşk mı aşktır yoksa ilk görüşte ay ben bu adamın elini bile tutmam deyip evlendikten sonra çılgınlar gibi aşık olmak mı. Pazarda elimde bebek arabasıyla kalabalığı böle böle giderken karşıda onu görünce bian dişlerim kamaştı böyle onun olduğu yerde konfetiler ve havai fişekler patladı gözlerimden kalpli parıltılar çıktı ve istemsiz ağzım yırtılırcasına güldüm. O his hâlâ içimde, çok farklı, çok güzel, unutmak istemiyorum, kaybolsun istemiyorum. Pazarın ortasında ona neden aşık olduğumu da bilmiyorum:)
Herşey bir anda düzelince farketmiyoruz bile ama aniden bastıran yağmur bulutları göğsümüzü ta içine kadar ıslatıyor. Hüznü sevinçten daha kolay ıskalıyoruz. Payımıza düşen mutlulukları görmek normalleşiyor, sonrasında ise o mutlulukları "zaten hak ettiğimiz şeylerdi" diye nimetten bile saymıyoruz. Gözümüz payımıza düşmeyen mutluluklar ve payımıza düşmüş mutsuzluklarda takılı. Böyle geçip gidiyor yaşam.