Mustafa

A’mâk-ı Hayâl
Romanda başkişisi Râci, rüyâlarında Buda, Brahman, Hürmüz, Ehrimen ve Yunan Antikçağ filozofları ve birinci bölümün sonunda Hz. Peygamber (S.A.V.)’i görür; böylece Doğu bilgeliğinin çeşitli aşamalarından ve Batı düşüncesinden geçerek İslâmî tevhîde ulaşır. Romanda vahdet-i vücûd düşüncesiyle bağlantılı olarak doğu dinlerindeki ölmeden evvel ölmek/fenâ ve aşk konularına yer verilir.
Felsefe-Düşünce
Reklam
A’mâk-ı Hayâl
A'mâk-ı Hayal romanda başkişisini tevhid/vahdet-i vücûda ulaştırmada doğunun bilgeliğinden, eski dinlerden de yararlanır. Böylelikle eski dinlerin, Allah’ın gönderdiği tevhid dini olduğunu sezdirmeye çalışır.
Felsefe-Düşünce
A’mâk-ı Hayâl
Romanın yapısında rüyâ anlatıları, mektup, hâtıra ve şiir türlerinden yararlanılmıştır. Romanda geniş bir yere sahip olan rüyâlar hem bir kurmaca tekniği hem de seyr ü sülûkün en çok başvurulan aracı olarak kullanılmıştır. Romanda bazı kusurlar da dikkat çekmektedir Örneğin, Aynalı Baba’nın hâtıraları ile romandaki seyr ü sülûk içeriği arasındaki bağlantı çok zayıftır. Bazı rüyâlar arasında tam bir bütünlükten söz edilemese de başkişisi Râci’nin nefs-i emmâre mertebesinden tevhid mertebesine ulaştırılması, romanın diğer unsurları arasındaki tutarlılığı gösterir.
Felsefe-Düşünce
A’mâk-ı Hayâl
Romanın yapısında rüyâ anlatıları, mektup, hâtıra ve şiir türlerinden yararlanılmıştır. Romanda geniş bir yere sahip olan rüyâlar hem bir kurmaca tekniği hem de seyr ü sülûkün en çok başvurulan aracı olarak kullanılmıştır. Romanda bazı kusurlar da dikkat çekmektedir Örneğin, Aynalı Baba’nın hâtıraları ile romandaki seyr ü sülûk içeriği arasındaki bağlantı çok zayıftır. Bazı rüyâlar arasında tam bir bütünlükten söz edilemese de başkişisi Râci’nin nefs-i emmâre mertebesinden tevhid mertebesine ulaştırılması, romanın diğer unsurları arasındaki tutarlılığı gösterir.
Felsefe-Düşünce
A’mâk-ı Hayâl
Râci’nin hakîkat yolculuğunda Aynalı Baba önemli bir role sahiptir. Roman, dönemin eğitim, bilim ve din hayatını etkileyen pozitivizm, materyalizm gibi maddeyi ve aklı yücelten fikir akımlarına karşılık vahdet-i vücûd anlayışını alegorik bir anlatımla savunur. “Bütün eser boyunca ruh ve kâinâtın sırrı, yaratılışın gayesi araştırılarak maddeci görüşün sığlığı ve insanı saâdete ulaştırmaktaki yetersizliği ortaya konur. Buna göre, kâinatta olan biteni anlamak ve hâdiseleri doğru değerlendirmek için vahdet-i vücûd fikrinin iyi bilinmesi lâzımdır”
Felsefe-Düşünce
Reklam