Sylvia'nın onu kendisiyle buluşturup birleştirme niyetinde olduğunu düşünüyor. Hayatının geçmişinin devamı olduğunu hissetmesini, ömrü boyunca yitirdiği her şeyin çevresinde dönüp duran kalıcı bir gölge olacağını kabullenmesini sağlama niyetinde.
Sylvia'nın yüzündeki o eski tatlı aşinalık olmadan yaşayamayacağını düşünüyor Peter. Evet. Parkın kapısında onu beklediğini gördüğünde: Yalnızca onunla buluşmanın, yakınlığının hoşluğunun yenilenişi değil, aynı zamanda kendisiyle, onun tarafından sevilen benliğiyle buluşmak, dolayısıyla kendi saygısına layık olmaktı.
Hayatı boyunca kaç kez kendini görünürde anlaşılmaz sistemlerin izleyicisi konumunda bulmanın hüsranını yaşadı, onun girmeyi bırak kavramayı bile beceremediği yapılara başkalarının zahmetsizce katılışını seyretti kim bilir. Bu öyle sık tekrarlandı ki onun için referans değerinden, normal varoluştan ibaret. Sorun yalnızca başkalarının usdışı doğası ve neticesinde icat ettikleri kurallar ve süreçlerin usdışılığı da değil; sorun Ivan, onun hayata temelden uyumsuzluğu. Bunu biliyor. Bir şekilde hayattan başka bir şey düşünülerek oluşturulduğu hissine kapılıyor. İyi nitelikleri olduğu söylenebilir, fakat hiçbirinin gerçekte yaşadığı dünyada, var olduğu epey gerçekçi bir şekilde söylenebilecek tek dünyada yaşamakla fazla ilgisi yok.
Bir zamanlar hayatın bir şeylere varması gerektiğine, çözümlenmemiş tüm çatışmalar ve soruların bir tür büyük sonuca ulaşması gerektiğine inanıyordu. Buna benzer, tuhaf biçimde yeteri kadar incelenmemiş inançlar hayatının, kişiliğinin temelinde yatıyor. Anlama usdışı bağlılık. Bir yere kadar tamam ama sonra meşruiyet sorusu ortaya çıkıyor, böyle şeyler işte. Bir şey anlamına gelen bir şeyin başka bir anlama da geldiğini düşünmese sabah işe gidemezdi. Fakat yine de nereye varıyor bunların hepsi. Sonu olmayan bir son.