Hiç bir kadın eşine benim kadar yakın olmamıştır; ben onun kemiğinin kemiği etinin etiyim. Doğayı ve kitapları benim aracılığımla görüyordu ve ben de onun adına bakmaktan ve bizi saran hava koşullarının, önümüzde uzanan manzaranın, tarlanın, ağacın, şehrin, nehrin, bulutun, gün ışığının etkisini dile dökmekten ve ışığın artık gözlerine ulaştıramadığı şeyi sesle kulağına ifade etmekten hiç yorulmadım.
Jane, senin küçük inci kolyeni şu anda kravatımın altına takılı halde, göğsümün üstünde taşıdığımı biliyor musun? Tek hazinemi kaybettiğim günden beri onu, onun bir hatırası olarak takıyorum.