Ahmet Cemil sanki bir rüyadan uyandı, etrafına baktı. Şimdi her şey gerçeğe dönmüştü. Başını çevirdi, burada ne için bulunduğunu anlamak için düşündü, baktı, o vakit hatırladı. Arkadaşları şüphesiz orada, işte, şuracıktan bir parçasını gördüğü bahçenin kalabalığı arasındadırlar. Onların yanına gitmeye ne gerek var? Öte de dönen bir tablonun yalnız bir kısmı şeklinde gözünün önünden akıp giden şu gezinenlere, ağaçların arasında küme küme oturan bütün bu halkla onun bir bağı var mı ki gitsin de o kalabalığın kucağına atılsın? O bu dünyada herkesten uzak, herkese yabancı değil mi?