Müspmür

Müspmür
@Muspmur
Onlar ağızlarıyla Allah;ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır. Elhamdülillah
16 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
“Kıyamet günü şu dört kimse hesapsız olarak cennete girer: 1. İlmi ile amel eden âlim. 2. Hacca varıp döndükten sonra ölünceye kadar günah işlemekten titizlikle kaçınan kimse. 3. İslâm dininin izzetini korumak için savaşta şehit olan kişi. 4. Helâl yollardan kazandığı maldan, gösterişe kapılmaksızın Allah (c.c.) yolunda bağışta bulunan cömert kimse. Bu dört kimse kıyamet günü, ‘Sen mi daha önce gireceksin, yoksa ben mi?’ diye cennet kapısında tartışacaklardır.”
Reklam
Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurur: " Allah (c.c.) katında en sevimli ses, tövbekar bir günahkarın; 'Ya Rabbi'diyen sesidir. Yüce Allah(c.c.), bu sese şöyle cevap verir: 'buyur ya kulum! Ne istiyorsan söyle, sen benim katımda meleklerimden biri gibisin. Ben senin hem sağında hem solunda hem de üstündeyim, içinden geçen duygularından sana daha yakınım! Ey meleklerim, şahit olun, bu kulumu affettim!"
Şakik el-Belhi şöyle demiştir: "İnsanlar şu üç sözü söylerler, ama tersini yaparlar: 1.'biz Allah'ın (c.c.) kuluyuz'derler, fakat nefislerinin istediği gibi davranırlar. 2.'Allah (c.c.) bizim rızkımıza kefildir'derler, fakat ebedi kalacak gibi dünyaya dalarlar. 3.'ölüm kaçınılmazdır'derler, fakat hiç ölmeyecek gibi hareket ederler."
Doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasına üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytan azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazcı olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itidarı var... Hiçbir şey üzerine düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz bir çare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahatin meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
İdiller Gazeli
Gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak Sen bir şehir olmalısın ya da nar belki granada, belki eylül, belki kırmızı Gövden ruhunun yaz gecesi mi ne çok idil, çok deniz, çok rüzgar Çocukluğun tutmuş ta yine aşık olmuşsun sanki bana, sanki ah, sanki olur a Aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerini diye övgü, diye sana, diye haziran Heves uykudaysa ruh çıplak gezer gazel bundan, keder bundan, sır bundan Gözlerin şehirden yeni ayrılmış gibi dolu, gibi ürkek, gibi, konuşkan Hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan
Haydar Ergülen
Haydar Ergülen