"Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşam çalarsın. Karısını bir kocadan, çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. Aldattığın zaman, bir insanın doğruluk, adalet hakkını elinden alırsın.
Çalmaktan daha büyük bir kötülük yoktur."
Kızılderili fakir bir inci avcısı olan Kino ve eşi Juana'nın bebeği Coyotito'yu bir akrebin sokmasıyla başlar kitabımız. Gittikleri doktor "ben veteriner değilim" diyerek ırkçılık yapıp çocuklarına bakmaz. Aile kendi başlarının çaresine bakarlar. Derken Kino kocaman bir inci bulur ve hikayemiz bunun etrafında işleniyor.
Eserde öylesine yalın, öylesine duru bir anlatım var ki; okuyucu ümit, masumiyet, hayal, kaybetme korkusu, hırs gibi farklı duyguların sarmalı içinde hikâyedeki gezintisini soluk almamacasına bir çırpıda tamamlayıveriyor.