Mustafa Adem

Mustafa Adem
@MustafaAdem
Bir Yoldur Uzar Gider
Ve zaman geçiyordu hikayeler anlatarak. Öğle sonrası güneşinin eğik kırmızı ışınları okulun çevresindeki orman düşüyordu. Ekmek ağaçlarının ve incirlerin dallarından sarkan gulança saplarının üzerinde sallanıyor da sallanıyordu kuşlar gagaları havada. Ve okulda, hasırlardan, eski yırtık kitaplardan, topraktan, orakla kesilmiş buruk tütün dumanından yükselen kokular ormanın kokusuna karışarak bir rayiha senfonisi yaratıyordu. Köyün gölgeli yolunda kendi halinde bir köylü çocuğu belirmekte yavaş yavaş. Koltuğunda kitaplar, leke toprağıyla yıkanmış elbiseleri üzerinde, ablasının arkasına takılmış okuldan dönüyor çocuk. İpek misali ince, parlak ve yumuşak saçlarını özenle taramış annesi. İri güzel gözlerinde hep aynı şaşkınlık. Hep aynı garip dünyayı seyretmekten, bir sonsuz hayret ifadesi gelip çökmüş sanki bakışlarına. Ağaçlardan meydana gelen şu ufuk: Dünyada bütün bildiği şey bu işte... Orada yemek yediriyor ona annesi her gün, orada tarıyor saçlarını, ablası orada giydiriyor; ve bu dar sınırların ötesinde, bilinmeyen'in uçsuz bucaksız okyanusu var! Çocuk ruhu ummanın derinliklerine inemiyor henüz.
Sayfa 115 - Sander Yayınları _ 1973·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Isvicre Oykuleri
7/10
·208 syf.··
2022 275. kitabı
Yeni İsviçre yazınının örneklerinin derlendiği bir kitap. Onlarca uzun ya da kısa öyküden olușan kitap, edebi anlamda pek bilinmeyen bir coğrafyanın kısa bir özetini yapıyor. Bazı öykülerin sizi çok șașırtacağını söyleyebilirim. Alıșık olmadığınız konular, alıșık olmadığınız tarzlarda ișleniyor. Minotauros öyküsü özellikle güzel.
İsviçre ÖyküleriViktoria Rehberg · Cem Yayınları · 19887 okunma
Mimarlık ve Felsefe
Muhabbet kusuru örter. Merhametse muhabbetin mahsulüdür. Sevmeyen acıyamaz. Muhabbet duymayan merhamet edemez. Lakin güzellik (hüsn) olmasaydı, muhabbet de olmazdı. Olmayacaktı. Meyl edemeyecektik, temayül gösteremeyecek, arzu dahi duyamayacaktık. Mirasçısı olduğumuz irfan geleneğinin ustaları, güzelliğin olmadığı yerde aşk'tan söz etmeyi de yasaklarlar. Aşk güzelliğin peşinden koşar çünkü. Güzelliği gönülde ara ey talib, ette değil.
Sayfa 141 - Kapı Yayınları 1. Baskı _ 2012·Kitabı okudu
Mimarlık ve Felsefe
İyi, güzel, hoş da niçin Feth'in sonuçları üzerinde durulmaz? Yani en son thlilde, fethettik de n'oldu, sorusunun hakkı verilmez? İstanbul'u ne haldeyken aldığımızı, nasıl ve ne surette yaşattığımızı ve son yetmiş seksen sene içinde şu canım beldeyi ne hale getirdiğimizi niçin adam gibi müzakereye açmayız da bu şehri nasıl ve ne zaman fethettiğimizi davul zurnayla kutlamayı marifet sayarız? İslam irfanı, sadece canlılara değil, taşa toprağa da hürmet etmeyi emreder. Oysa biz İstanbul'u diri diri betona gömdük. Hem de başaşağı. Halimiz ortada, İstanbul'u bizden sonrakilere, bize bırakıldığı gibi bırakmıyoruz. İstanbul'a özgü bir irfanı ifade ve temsil etmeyi başaramadık, hakkıyla tecrübe bile etmedik. Şehrin her tarafına bayraklar dikmeyi vatan sevgisinin, minare hoparlörlerinden sonuna kadar açıp sokak ortasında Tanrı'ya kurban sunmayı din sevgisinin tezahürü gibi görüyoruz ama İslam irfanının bize öğrettiği nezahet ve zarafetin ne denli uzağına düştüğümüzü farketmiyoruz bile.
Sayfa 102 - Kapı Yayınları 1. Baskı _ 2012·Kitabı okudu
Teknoloji