Otizm üzerine yapılan araştırmalar hem sosyal davranış hem de sosyal etkileşim ve empatinin biyolojisi üzerine bize çok şey öğretti. Örneğin bazı sosyal etkileşimler biyolojik devinimlerle başlar; bir kişiye doğru yürümek, tokalaşmak için el uzatmak gibi. Kevin Pelphrey 2008”de Yale'de, daha sonra da Carnegie Mellon Üniversitesi'nde otizmli çocukların biyolojik devinimleri ayırt etmekte zorlandığını keşfetti. Otizmli ve otizmli olmayan (nörotipik) çocuklarla yürüttüğü bir deneyde, biyolojik ve biyolojik olmayan bazı devinimler izletilen çocukların beyinlerinin iki bölgesini görüntüledi. Bu beyin bölgelerinden biri MT ya da V5 (MT/V5) adıyla bilinen, her türlü harekete karşı hassas olan küçük görsel alandır. Diğeriyse nörotipik yetişkinlerde biyolojik devinimlere daha güçlü tepki veren üst temporal sulkustur. Pelphrey'in çocuklara izlettirdiği biyolojik devinimin kaynağı yürüyen bir insan veya insan benzeri bir robot, biyolojik olmayan devinimin kaynağıysa sarkaçlı bir duvar saati veya mekanik bir aletin parçalarıydı. Beynin harekete karşı hassas MT/V5 alanı, iki çocuk grubunda da her iki tür harekete karşı aşağı yukarı eşit tepki verdi. Ancak normal gelişen çocuk grubundakilerin üst temporal sulkusları biyolojik devinime daha güçlü tepki verdi. Otizmli çocukların beyinlerinin söz konusu bölgesinde ise iki tür hareket arasında herhangi bir tepkisel farklılık saptanmadı.
Otizm yaşamın erken dönemlerindeki kritik evrelerden biri olan üç yaş öncesinde ortaya çıkar. Otizmli çocuklar sosyalleşmeye ve iletişim kurmaya yönelik becerileri aynı anda geliştiremediği için iç dünyalarına kapanır ve diğer insanlarla sosyal etkileşime girmez.
Günümüzde psikiyatristler zihni, beynin gerçekleştirdiği işlevlerin bütünü olarak görmekte, hem psikiyatrik hem de bağımlılık sorunlarını beyin bozuklukları olarak değerlendirmektedir.