Mustafa Barçın

Mustafa Barçın
@MustafaBarcin
Hiç mi düşünmüyorsunuz? 37:155 (sâffât suresi) İnsta: sir.barcin _tjimmyneutron_
21. Bilimsel Tümevarim Argümanları Bilimsel düşünme aslında olasılıklarla düşünmedir, kesin sonuçlara ulaşmayı hedeflemez. Zira ölçülebilir gerçeklik, her durumda belli bir yöntemle ve sayılı örneklem üzerinde gözlem ve ölçüm yapmanın kısıtlamalarına göre şekillenir. Bu kısıtlamalar bir yandan üzerinde fikir yürütebileceğimiz bir zemin sağlarken diğer yandan da gerçeklikle ilgili perspektifi genişletmeyi öngörür. Gerçekliği ölçülebildiği kadar ifade ettiğimizde, aynı olay veya olguya dair her zaman alternatif, hatta birbirine çelişik açıklamaların olabileceğini de metodolojik olarak kabul etmiş oluruz. Ancak bu yanılsama ve çelişkilerin insanın bilme yetisinden kaynaklandığını, esasında gerçekliğin bir bütün olduğunu da kabul ettiğimiz için bir metodoloji ortaya koyulabilmektedir. Yani bilimsel düşünmede tek tek olaylarda kalmak üzere akıl yürütmeyiz, tüme varmaya çalışırız. Bu sayede yeterli bilginin elde edildiğini varsayar ve bu varsayımla yeni gözlemler yaparız. Bilimsel araştırmalarda yaygın olan argüman biçiminde bir türe dahil tek tek nesnelerin belli bir özelliği taşıdığını belirten gözlem ve hesaplamalar, argümanın öncülleri olarak kullanılır. Bu öncüllerden hareketle de varsayımsal bir genellemeye ulaşırız.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Bir argüman biri sonuç olmak üzere birden fazla ifadenin bir araya gelmesiyle oluşsa da ifadelerin bir araya gelmesi her zaman argüman oluşturmaz. Nedensellik ifadeleri, yani bir şeyin neden olduğuna dair açıklamalarımız art arda ve birlikte anlamlı bir bütün oluşturur. Ancak bu anlamlı ifadeler bütünü, zaten üzerinde anlaşılmış bir olay veya olgunun nedenini bir başka olay veya olgu ile açıklamayı amaçlıyor. Diyelim ki: Evi boyarken babamın yardıma ihtiyacı olur diye dün akşam Ankara'ya gittim. Bu ifadeyle anlatmak istediğim, babama yardım etme isteğimin benim Ankara'ya gitmeme neden olması. Ankara'ya gitmem, üzerinde tartıştığımız veya birini ikna etmeye çalıştığım esas iddiam değil. Ankara'ya gitme olayını açıklayabilecek bir neden sunuyorum sadece. Bu durumda, birini neden gittiğime ikna etmek için açıklama sunmuş olurum. Açıklamanın argümanla karıştırılmasının iki nedeni var. Birincisi, açıklamada verilen neden ve sonucun argümandaki öncül ve sonuca benzemesi. Yani yapısal olarak iki ifadenin anlamlı bir bütün oluşturması. İkincisi de açıklamada nedenlerin sonuçların gerekçesi olmasıyla argümanda öncüllerin sonuçların gerekçesi olması arasındaki benzerlik. Yani her iki durumda da sonuç için gerekçe sunuyor oluşumuz, Ancak açıklama ile argümanda gerekçenin yönü birbirinin tersidir. Yani bir açıklamada esas iddia verilen nedenlerdir, sonuç değil. O yüzden sonuç ifadesini nedenin doğruluğuna ikna etmek için kullanırız. Bir argümanda ise esas iddia sonuçtur, öncüller değil . Öncülleri sonucun doğruluğuna ikna etmek için kullanırız. Basitçe söyleyecek olursak, eğer sonuç tartışmalı değil ve verilen gerekçeler nedenselse, ifadeler bir argüman değil açıklama sunuyordur. Bir açıklamada nedenlerin sonuca bağlantısını analiz etmek, ifadelerin birbirleriyle ilişkileri
Sayfa 49·Kitabı okudu
Felsefe
Önyargı ise yeterince desteklenmemiş inanç demektir. Popüler kültürdeki algılanışının aksine, önyargılı olmak temel olarak iyidir. Bir konuda henüz dayanaksız da olsa kendinize ait bir inancınızın olduğunu gösterir. Bu da haklı çıkarım yapmayı mümkün kılacağı için rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Herhangi bir konuda önyargılı olmadan bilgi sahibi olmak sözkonusu değildir. Önyargılar haklı çıkarıma direndiğinde, yani haksız çıktığında veya yeterince haklı çıkmadığında olduğu gibi korunmaya devam ederse bağnazlık (sanrı) doğar. Bu da bilişsel değil, psikolojik bir durumdur. Kısacası önyargılar, önyargı olduklarını bildiğimiz sürece, öğrenme süreci için zararlı değil gereklidir. Bu yargıları değiştirme, yani haklı çıkmayan yargıdan vazgeçme cesaretini göstermeli, yeterince haklı çıkarıma dayanmayan yargıyı israrla savunma hatasindan kaçınmalıyız.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Felsefe
Düşünmek, en doğal insani yetilerimizden biri. Nefes almak, yemek yemek, yürümek kadar rahatlıkla, hatta bunlardan daha sık kullanırız düşünme yetimizi. O kadar sık kullanırız ki neredeyse düşünmekle yaşamak eş anlamdadır. Düşünmediğimiz bir an yok gibidir. Bu nedenle, düşünmeyi nasıl tarif edersek edelim, düşünme eyleminin kendisi kadar açık bir tarif yapamıyoruz.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Felsefe

Mustafa Barçın

, bir kitap okudu
8/10
·292 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2021 30. kitabı
Brian Davies
8/10 · 11 okunma
Reklam