Mustafa Barçın

Mustafa Barçın
@MustafaBarcin
Hiç mi düşünmüyorsunuz? 37:155 (sâffât suresi) İnsta: sir.barcin _tjimmyneutron_
14 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Diğer taraftan, evrim kuramının karmaşık biyolojik yapıların ortaya çıkışı noktasında bir açıklama sunduğu düşünülecek olsa bile, bunun teleolojik delili geçersiz kılıp kılmadığı ayrı bir sorudur. Örneğin Swinburne bunun konuya ilişkin nihaî bir açıklama olamayacağı görüşündedir. Evrim yasaları canlıların ortaya çıkışına imkân tanıyan maddeye ilişkin kimyasal yasaların bir sonucu ise, bu kimyasal yasalar da belli bir takım fiziksel yasaların varlığına bağlı ise, bu sürece ilişkin nihaî bir açıklama getirebilmek için "Neden başka yasalar değil de, bu yasalar vardır?" şeklindeki bir sorunun tatmin edici bir şekilde yanıtlanması gerekir. Çünkü bu yasalar olduklarından farkli olsalardı bilinen evrimsel süreç işlemezdi (Swinburne 2001, 52-56). Bu yasalar, hangi koşullar altında hangi inorganik moleküllerin hangi organik molekülleri oluşturacağını ve yine hangi organik moleküllerin hangi organizmaların oluşumunu nedenleyeceğini düzenleyen kimyasal yasalar ile doğal seçilim süreci boyunca hangi kalıtsal niteliklerin ne şekilde sürekliliklerini koruyacaklarını ve böylece canlıların hangi koşullarda yaşamda kalabileceklerini ifade eden, evrimin biyolojik yasalarıdır (Swinburne 1979, 135). Dolayısıyla, Swinburne'e göre canlıların ortaya çıkışını sağlayan evrimsel sürecin imkânı en başta inorganik (sıvı) karışımın doğru unsurları içermesine dayanmaktadır. Başka bir karışım böyle gelişime engel olurdu. Doğru karışımın bulunması da yeryüzünün mevcut şekilde düzenlenmiş olmasına, bu da diğer galaksilerin belli bir şekilde düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Bu süreç ise evrenin 15 milyar yıl kadar önceki başlangıç koşullarına kadar uzanır. Ve evrenin başlangıcına dair yapılan bilimsel araştırmalar Büyük Patlama esnasında mevcut bulunan madde-enerjinin yaşamın ortaya çıkışına imkân
Sayfa 138
Reklam
Evrim kuramı ile Tanrı'nın varlığı arasında bir bağdaşmazlığın olup olmadığı üzerinde durulmaya değer bir konudur. Her şeyden önce Tanrı'nın varlığı ile evrim kuramı arasında bir uzlaşmanın olup olamayacağı evrim tasavvuru kadar nasıl bir tanrı tasavvuruna sahip olduğumuzla da yakından ilgilidir. "Evrim kuramı doğruysa Tanrı yoktur" veya "Tanrı varsa evrim kuramı yanlıştır" şeklindeki ikilemlerin çoğu kez yeterince olgunlaştırılmamış düşüncelerin bir ürünü olduğu söylenebilir. Evrime teistik bir yorum getirmenin mümkün olduğunu düşünen bir kimse için Tanrı'nın evrimsel bir süreci kullanarak canlı organizmaların ortaya çıkışına imkân sağlaması, yani bu yolla yaratması mümkündür. Tabi ki böyle bir şeyin mümkün olduğunu söylemek 'doğru' olduğunu söylemek anlamına gelmez. Tanrı'nın doğrudan müdahalesi olmaksızın evrimsel süreç gibi dolaylı bir yolla karmaşık bir takım organizmaların varlığa gelip gelemeyeceği evrimi reddeden bir yaratmacı ile teistik bir evrimci arasında tartışma konusu olabilir. Burada vurgulanması gereken nokta evrim kuramının Tanrı'nın varlığı konusunda tarafsız olduğu, belirleyici olamayacağı düşüncesidir. Hatta evrimsel düzlemdeki mutasyonların güdümsüz/ rastlantısal olması bile teistik bir evrimci açısından sorun teşkil etmeyebilir; Tanrı mutasyonların güdümsüz bir şekilde olmasını düzenlemiş olabilir. Dolayısıyla Tanrı'nın varlığıyla çelişen ya da çelişecek olan evrimin kendisi değil, onun natüralist yorumudur, denilebilir.
Sayfa 137
Felsefe
Bazen bir tecrübe yaşadığını, bunun da en iyi biçimde şu biçimde tanımlanabileceğini söylerdi: “Bunu yaşadığımda, dünyanın varlığına hayretle bakıyorum. O zaman şöylesi ifadeler kullanmaya meylediyorum, herhangi bir şeyin var olması ne kadar olağandışı!' ya da 'Dünyanın var olması ne kadar olağandışı!” (Malcolm 1958: 70).
Sayfa 123·Kitabı okudu
Teorik fizikçi Paul Davies'in yazdığı gibi, "eğer tabiat, maharetleriyle bizi hayrete düşüren mekanizmaları işletecek kadar "zeki” ise, bu, evrenin arkasındaki akıllı tasarımcının varlığı için ikna edici bir delil değil midir? Eğer dünyanın en keskin zihinlileri, tabiatın derin işlerini sadece zorlukla çözebiliyorlarsa, bu işlerin sadece zihinsiz bir kaza sonucu, bir kör şans eseri olduğu nasıl düşünülebilir?"
Sayfa 52·Kitabı okudu
Felsefe
Bilime yöneltilen bir başka eleştiri de onun sürekli değişip, yanlışlanmasıyla ilgilidir. Bilimsel teorilerin doğruluğunun nihaî olmamasının sonucu olan onların sürekli değişmesi ve güncellenmesi olgusunu, topyekûn bilimsel bilginin ve bilimsel faaliyetin güvenilir olmadığına bir kanıt olarak görmek doğru değildir. Bunun yerine bilimdeki değişme ve yeni gelişmelerin, bilimi yeni veriler işığında, gerçekliği anlamada daha iyi bir noktaya getirdiğinin göstergesi olarak yorumlanmalıdır.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam