Konuşmanın bizzat kendisi bir düzenlilik atfetme işlemiyken düzenlilikten bağımsız bir dünyadan mâkul bir şekilde nasıl bahsedebiliriz?
Thomas McPherson, The Argument from Desing (Londra, 1972), s. 20.
Leibniz'in ifade ettiği gibi, "Mevcudiyeti metafizik bir zorunluluk olan, yani varlığın özüne ait olduğu bir Varlık mevcut olmalıdır."
G.W. Leibniz On the Ultimate Origination of Things, G.H.R. Parkinson (e.d), Leibniz: Philosophical Writings (Londra and Toronto, 1973), s.137.
Başka bir deyişle, bir şeyin var olmaya başladığını bilmek onun bir nedeninin olduğunu bilmektir zaten. Bu nedenle varlığın nedensiz bir başlangıcının olduğu iddiası hakikaten biraz garip kaçmaktadır. Neden ve etki hakkındaki iddialarına rağmen Hume bile bunu hissetmiş gözükmektedir. 1754'te yazdığı bir mektupta o şöyle der: "Şeyler nedensiz bir şekilde var olabilir gibi son derece saçma bir önermeyi asla ortaya atmadığımı söylememe izin veriniz. Ben sadece bu önermenin yanlışlığı hakkındaki kesin kanaatimizin Sezgi veya Tecrübeden değil, başka bir Kaynaktan geldiğini iddia ettim."⁷ C. D. Broad da (1887-1971) buna benzer şeyler söylemektedir: "Hume'u destekler mahiyette ne söylersem söyleyeyim bir şeyin — hem geçmişte hem de o şeyin var olmaya başladığı anda mevcut — bir nedenden (modası geçmiş tabirle; üretici veya var ediciden) bağımsız bir şekilde var olmaya başladığına inanamam."⁸
7 The Letters of David Hume, ed. J. Y. T. Greig (Oxford, 1932), i. 187.
8 C. D. Broad, "Kant's Mathematical Antinomies”, Proceedings of Aristotelian Society, 40 (1955), s. 10.