Mustafa Vardi

Mustafa Vardi
@Mustafa_Vardi
Görünce dünyaya gönül verdin mi..?
Öğrenci
Ege Üni
İzmir
İstanbul, 4 Ağustos
25 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
7/10
Kitle, belirli bir işleviyle özellik gösteren kişilerin oluşturduğu insan topluluğuna denir. Yazarımız bu kitapta, kendine özgün düşüncelere sahip bireyler ile mantık dışı fikirlere sahip kitlelerin kıyaslamasını, kitlenin birey üzerindeki etksini ele alıyor. Kitabın yazılmasının üzerinden bir asırdan fazla geçse de, konu insan olduğu için kitapta günümüz ile birçok benzerlik bulabilirsiniz. "Kitle, çobanına sadık bir sürüdür" ve bir sürüye çobanlık yapmak için ihtiyacınız olan ne zeka, ne de kişiliktir. Bir sürüye çobanlık yapmanız için ihtiyacınız olan şey güç ve itibardır. Bir insan sürüsünün çobanının önemi daha fazladır, çünkü çobanı kitlenin dışında bir otorite olarak varsaydığımızda insan kitlesindeki zeka seviyesi bireysel bazdaki zeka seviyesinden daha düşüktür. Yani bireyin kendine özgü karakterini bir kitle içersinde kaybedebildiğini, bireysel olarak yapmayacağı davranışları bir kitle içerisinde yapabileceğini savunuyor yazarımız. Kısaca ifade etmek gerekirse; sürü psikolojisi. Kitapta kitlelerin ruhu, fikirleri, inanışları, duyguları, düşünceleri ve önderleri ayrı bölümler halinde ayrıntılı bir şekilde akıcı bir dille anlatılmış. Hepimiz her ne kadar bir birey olarak yaşamımızı sürdürsekte, bir kitleyi, bir toplumu temsil etmemiz nedeniyle herkesin bu konuda bir fikir sahibi olması gerektiğini ve bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar...
Kitleler PsikolojisiGustave Le Bon · Tutku Yayınevi · 20165,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·261 syf.··
2020 23. kitabı
İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa bu sonradan kazanılan bir özellik midir?     Nükleer savaş tehlikesi yaşayan İngiltere, çocuklarını uçakla güvenli bir bölgeye göndermek ister, ancak uçak bilinmeyen bir nedenle ıssız bir adaya düşer. Adada toplanan güruhta fark edilen ilk şey bütün yetişkinlerin hayatını kaybettiği ve yalnızca çocukların hayatta kaldığıdır. Bu sebeple çocukların üzerinde herhangi bir otoriteden bahsedemeyiz. Kısacası ne bir kural, ne bir düzen ne de bir baskı. Çocuklar bu durumdan oldukça mutlu olsalar da bir otoritenin olmaması refah bir yaşamı mı yoksa kaosu mu beraberinde getirir, ilerleyen zamanlarda belli olacaktır.     Adaya düşen çocuklar başlarda sistematik bir şekilde çalışsalarda yavaş yavaş gruplaşmalar başlar ve bu durum kelebek etkisiyle önce lider ihtiyacını, liderlik ihtiyacı ise iktidar kavgasını ortaya çıkarır. Güç ve iktidar isteği çocukların uyuyan duygularını ve hırslarını uyandırır. Bu durum ise doğal olarak ortamı kaosa sürükler.      Adaya ilk düştüklerinde çocuklar bir seçim yapar ve Jack ile Ralph arasında geçen seçimi Ralph kazanır. Jack bunu ne kadar hazmedemeyip kabul etmesede, boyun eğmek zorunda kalır.     Ralph alacağı her kararı kitlelere sorarak alan, iş bölümleri yapan ve büyük bir ateş yakıp bir geminin veya uçağın bunu fark etmesini sağlayarak adadan kurtulma planları yapan demokratik bir yöneticidir. Başta her şey dört dörtlük ilerlese de Jack seçim yolu ile kazanamadığı liderliği baskı ile almaya çalışır. Bu durum karşımıza demokrasi karşısında diktatörlük ve faşizm çatışmasını çıkartır. Ve maalesef çoğunluk tarafını tek amacı avlanmak olan Jack tarafından kullanır ve Jack adeta bir darbe ile liderlik rolünü üstlenir. Kendilerine avcılar adını veren bu ekip adada adeta terör estirir. Kendilerine katılmayanlara
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
"Günün birinde acıyı keşfeden bir çocuğun öyküsü"
Puan vermedi·184 syf.··
2021 6. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 17:11
️spoiler içerir️ Şeker Portakalı, sevgisiz yetişen, sevgiyi sayesinde keşfettiği manevi babasını tanıdıktan kısa bir süre sonra kaybeden minicik bir bedenin, o yaşta intiharı düşünebilmesine sebep olan baskı ve şiddet içerisinde geçen küçüklüğünü anlatan kitaptır. Ana karakterimiz Zezé baba sevgisini hiç tanımadığı bir adamda, dostluğu ise bir şeker portakalı fidanında bulan, yaşıtlarına göre oldukça zeki ve haylaz bir çocuktur. Öyle ki haylazlığı defalarca kez ailesi tarafından şiddete maruz kalmasına, bir seferinde babasından öldüresiye dayak yemesine sebep olmuştur. Kimse ögretmeden kendi başına okuma yazmayı ögrenebilmesi ise onun ne kadar zeki bir çocuk olduğunu göstermektedir. Zezé'nin ailesi tek amacı geçinmek olan fakir ve sevgisiz bir ailedir. Zezé ise melek kalpli ve gönlü cömert bir çocuktur. Kendisini dövseler de, üzseler de sürekli onların iyiliğini ister. Ama buna karşılık ailesindekiler onun en ufak haylazlığında bile eline sopa alıp Zezé'yi dövmekten gocunmazlar. Buna karşılık Zezé'nin kendisine yaşamı sevdiren, ailesinin tam zıttı bir dostu vardır. Ama ne yazıkki onunla çok fazla vakit geçiremez... Manevi babasını, onunla hayatının en güzel günlerini geçirdiği dönemde bir tren kazasında kaybeder ve bitap düşer. Onsuz bir hayat, kendisini gerçekten seven birisini kaybetmek Zezé'ye çok ağır gelir ve yatağa düşer. Artık o yoktur... Dertlerini, ailesiyle geçirdiği kötü vakitleri unutturmasına yardımcı olan abisi, babası, arkadaşı herşeyini kaybetmiştir, ve artık yapayalnızdır, ama yine de yaşamaya mahkum edilmiştir... Size sevgiyi hissettirecek kişilerle tanışmanız dileğiyle, keyifli okumalar... . . -Neden hiç mutlu değilsin Zezé? +Neden mutlu olayım. -Çünkü dünyaya bir kez geliyoruz. +İyi ki bir kere geliyoruz Portuga. -Neden? +İkinci bir
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma