Altan, her sabah arkadaşı Saffet'le buluşmakta, okul yolunu birlikte yürümektedir... İki kafadar, okula giderken mutlaka yol kıyısındaki küçük bir tepeye çıkarlar... Bu tepe, Çankaya Köşkü'nden, kentin merkezine uzanan yola bakmaktadır...
Ve Mustafa Kemal Atatürk o yolu, derdini anlatmak için yol kenarında kendini bekleyen vatandaşlarla birlikte, onlarla konuşa konuşa yürümektedir... İki çocuk, her sabah, tam tepenin önünden geçerken Atatürk'ü başlarıyla selamlarlar...
Medine'yi çekirge yeme pahasına savunan askerlerimizden Kadri Bey'in oğlu Altan, yine bir sabah okula gitmek için arkadaşı Saffet'in kapısını çalar ama Saffet o gün hastadır...
Altan okul yolunu yolunu yürürken gözü tepeye ilişir... Kararlıdır, yanında arkadaşı olmasa da, Atatürk'ü selamlamak için o tepeye tek başına çıkacaktır...Vatandaşların sorunlarını dinleyerek Çankaya Köşkü'nden kentin merkezine doğru yürüyen Atatürk, tepenin önünden geçerken, bizimki başını hızla öne eğerek çakar selamı...
O an bir ses duyulur: "Çocuk, bugün yalnızsın... Sarı yok mu, sarı?.."
Onca dünya ve ülke sorunu arasında Atatürk, kendisini her sabah tepeden selamlayan iki çocuğun farkındadır... Çocuklarını selamını almakta ama onlar, başları önlerine eğik olduğu için bunu görmemektedirler. Kadri Bey'in oğlu o sabah hayatında ilk kez Atatürk'le göz göze gelir. Ona gülümseyerek, doyasıya bakar. Sonra, toparlanır ve sorusuna yanıt verir: "Bugün hasta Paşam... Yarın..."
O gün Atatürk'ü ilk kez gören çocuk, karikatür ve tiyatro sanatımızın büyük ustası, Altan Erbulak'tır... Altan Erbulak, Orhan Boran'ın çocuklar için hazırladığı radyo programı Yuki'den yola çıkarak çizimlerle, çocukları ilk yerli çizgi roman kahramanlarından biriyle tanıştırır. Erbulak, ülkemize gelen dünyanın en ünlü sirkinde çocukların karşısına palyaço olarak