... aşağılara yöneldi bakışı, denizi sıyırarak karşı kıyıdan kendi bulunduğu kıyıya döndü, çatıların üzerinden, ağır ağır kendi semtine geldi, en sonunda, hemen aşağıda, küçük nar ağacına takılıp kaldı. Kendisi de yaşamının bu noktasında öyle donup kaldı. Küçük nar ağacından başka hiçbir şey görmeden, hiçbir şey duymadan, düşünmeden, küçük nar ağacı gibi, kim olduğunu, nerede, yaşamının hangi noktasında bulunduğunu bilmeden, böyle donup kalmak da güzeldi, sanki gök delinmiş gibi dinlendiriyordu insanı.